"And I have found both freedom and safety in my madness, the freedom of loneliness and the safety from being understood, for those who understand us enslave something in us. But let me not be too proud of my safety. Even a Thief in a jail is safe from another thief. "

Khalil Gibran (How I Became a Madman)

YENİ ÇIKTI !

NEWS AND ARTICLES / HABERLER VE MAKALELER

Tuesday, April 25, 2006

Hariri Suikasti Soruşturması Sürüyor

Kaynak: VOA

Lübnan’ın eski başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturma sürüyor.

Birleşmiş Milletlerin Hariri suikastı soruşturmasını yürüten Belçikalı savcı Serge Brammertz, bugün Suriyeli yetkililerle görüşmek üzere Şam’a gitti.

Savcı, Suriye Başkan Yardımcısı Faruk el Şara ile görüşecek. El Şara, Hariri suikasti sırasında Dışişleri Bakanlığı yapıyordu. Suriyeli yetkililerin Hariri suikasti olayına karıştığı iddialarını reddeden Devlet Başkanı Beşar Esat’ın Belçikalı savcıyla görüşüp görüşmeyeceği bilinmiyor.

Brammertz’den önce soruşturmayı yürüten Detlev Mehlis, hazırladığı raporda, Suriyeli güvenlik yetkililerin olaya karıştığını bildirmişti. Birleşmiş Milletler Raporunda ayrıca, Şam hükümetinin soruşturmayı engellediği vurgulanmıştı.

Lübnan’ın eski Başbakanı Refik Hariri, 14 Şubat 2005 tarihinde, bombalı saldırı sonucu ölmüştü. Saldırıda, 22 kişi daha hayatını kaybetmişti. Suikast olayından sonra başlayan Suriye aleyhtarı gösteriler sonucu, Şam, uluslararası baskılara da dayanamayarak, Lübnan’daki askerlerini çekmek durumunda kalmıştı.

Monday, April 03, 2006

Sürgündeki Suriye Muhalefeti ve Brüksel Toplantısı


Yasin Atlıoğlu

2005 yılı sonunda El-Arabiye televizyonuna verdiği Beşşar Esad karşıtı açıklamalarla yurtdışında muhalefetini başlatan Suriye eski Devlet Başkan Yardımcısı Abdülhalim Haddam, 17 Mart 2006'da Brüksel'de Müslüman Kardeşler Örgütü başta olmak üzere bazı liberal ve Kürt muhaliflerle bir araya geldi. Toplantının ardından Haddam ve Müslüman Kardeşlerin lideri Ali Saadeddin Bayanuni, Suriye'de demokrasiyi ilerletmek için bir ulusal kurtuluş cephesi kurduklarını açıkladı.

Şu ana kadar yurtdışında kurulan en geniş Suriyeli muhalif birleşme olan ulusal kurtuluş cephesinin Beşşar Esad yönetimi için tehdit olup olmayacağı merakla beklenen önemli bir konudur. Muhakkak ki bu cephenin etkinlik düzeyi ve geleceğini, ülke içinden alacağı destek ve uluslararası gelişmeler belirleyecektir. Peki, yeni cephenin Suriye içindeki gücü ne kadardır? Ülke içindeki muhalif gruplar Brüksel toplantısını nasıl algılamaktadır? ABD'nin yeni cepheye desteği ne boyutta olabilir?

Yurtdışında Muhalefet Yapmak

2006 yılın başından beri yurtdışındaki Suriyeli muhalif gruplarda ciddi bir hareketlenme söz konusu oldu. Haddam, Beşşar Esad'ı Hariri suikastından dolayı suçlayan açıklamalarıyla uluslararası alanda meşruiyetini artırmak isterken Suriyeli Kürt grupların ABD yönetimine yakınlaşma çabaları dikkat çekicidir. Ekim 2005 tarihli Şam Deklarasyonun ardından parçalanmış Suriye muhalefetinin birlikte hareket etme çabası 2006 yılının ilk aylarında da devam etti. Haddam ve Müslüman Kardeşler Örgütü önderliğinde Brüksel'de düzenlenen muhalif toplantıyla aynı tarihlerde Suriyeli Kürtler de Washington'da “Suriye'de Demokrasi ve Kürt Hakları” adlı bir toplantı düzenledi. 26 Mart'ta ise ABD (Teksas) merkezli “Özgür Demokratlar” adlı muhalif bir parti kuruldu. Partinin genel sekreteri Necdet el-Asfari, Beşşar yönetimini düşürmek ve ülkede reformu gerçekleştirmek için mücadele edeceklerini açıklıyordu. Yurtdışındaki Suriye muhalefeti Beşşar'a karşı yoğun bir mücadele içine girmiş görülmektedir.

Baas rejiminin yıllarca en önemli makamların işgal eden Abdülhalim Haddam, bir anda yurtdışındaki Suriye muhalefetinin en çok adından bahsedilen figürlerinden biri haline geldi. Haddam muhalefetini, geçmişten duyduğu pişmanlık ve Sünni mezhepsel kimliği üzerine inşa etmek istemektedir. Demokrasi ve özgürlük kavramlarını ise otoriter Baas rejimine karşı muhalefetini meşrulaştırıcı söylevler olarak kullanmaktadır. Haddam'ın faaliyetlerindeki temel amaç, ülke içinde geniş bir tabana hitap edebilen ve birlikte hareket yeteneğine sahip güçlü bir muhalif cephe oluşturmaktır. Bu yapabilmenin yolu Müslüman Kardeşler Örgütü'nün Suriye'deki Sünni kitleler üzerindeki potansiyelini canlandıracak girişimlerde bulunmaktan geçmektedir. Müslüman Kardeşler Örgütü liderleri ve eski Genel Kurmay Başkanı Hikmet Şihabi (Sünni) ile görüşen Haddam, 17 Mart'ta Brüksel'de yapılan toplantıyla muhalif cephe konusunda ilk adımı attı. Haddam, Brüksel'de yaptığı açıklamada Suriye muhalefetinin tüm gruplarının bir araya geldiğini ve ülkede rejim değişikliği konusunda fikir birliğinde olduklarını söyledi. Haddam'ın Beşşar Esad rejiminin kısa bir zaman sonra yıkılacağına yönelik iddiaları ise geçen yıl boyunca benzer iddiaları ortaya atan Suriye Reform Partisi lideri Ferid Gadiri'nin açıklamalarını hatırlattı.

Brüksel'de yapılan toplantı, Haddam'ın açıklamalarının aksine tüm Suriyeli muhalif grupları kapsamıyordu. Hatta bu girişim Suriye içinde faaliyet gösteren reform yanlısı bazı muhalif grupların ani ve sert tepkisine neden oldu. Şam Deklarasyonu adıyla bilinen ve on siyasi partiyi içinde barındıran reformcu girişimin sözcüsü Hasan Abdülazim, sürgündeki muhalif gruplara yurtdışında bir cephe oluşturan bu toplantının, Suriye içindeki muhaliflere danışmadan veya onların onayını bile almadan oluşturulduğunu söyleyerek yeni oluşturulan cepheyi eleştirdi. Aslında Abdülazim'in açıklamaları ülke içindeki muhalefetle ülke dışındaki muhalefet arasında bir koordinasyon ve işbirliği eksikliği olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanında dış devletlerden gelen destek ve ülkede uygulanacak reformun şekli konusunda fikir ayrılıkları söz konusudur. Abdülazim, Ocak ayında yaptığı bir basın açıklamasında Suriyeli muhalif grupların yabancı ülkelerin sadece siyasi desteğini kabul edebileceklerinin altını çizerken askeri ve ekonomik müdahalelerine ise kesinlikle karşı olmalarının önemli olduğunu vurguluyordu. Suriye içindeki muhaliflerin çoğunun öncelikle Baas rejimini reforma zorlamak ve teşvik etmek için mücadele ettiği söylenebilir. Komünist İşçi Partisinin eski Başkanı Abdülaziz el-Keyr'ın “Bizim ilk işimiz ifade özgürlüğü ve politik özgürlüklere sahip olmaktır, rejimi değiştirmek değil” sözlerini destekleyen muhaliflerin sayısı ülke içinde oldukça fazladır. Ülke içi muhalefet (özellikle Şam Deklarasyonu) yabancı ülkelerden gelen maddi yardıma kesinlikle karşı olduğunu hareket tarzıyla da göstererek bağımsızlık ve demokrasiye birlikte vurgu yapmaktadır. Örneğin ABD yönetiminin Şubat ayında Suriye'deki reformcuların çalışmalarını hızlandırma adı altında tahsis ettiği 5 milyon dolarlık ödenek, Suriye içindeki reformcu muhalif gruplarca reddedilmiştir.

Yurtdışındaki Suriye muhalefetinin durumu ise oldukça farklıdır. Yurtdışında muhalefet yapabilmenin ilk şartının muhalif grupları siyasi ve ekonomik olarak himaye edebilecek devlet ve devletlerin varlığı olduğu açıktır. Bu çerçevede bakıldığında küresel güç ABD'nin yurtdışındaki Suriyeli muhalefete yaklaştığı, desteklediği ve yönlendirdiği söylenebilir. Haddam ve bazı Kürt gruplar, ABD yönetiminin her türlü desteğini kazanmaya çalışırken Müslüman Kardeşler Örgütü de ABD ile işbirliğine yatkın bir görüntü çizmektedir. Fakat ABD yönetimindeki bazı çevreler, sınırlı destek vermekle birlikte Haddam ve Müslüman Kardeşler Örgütüne karşı şüpheyle bakmaktadır. Çoğu gözlemciye göre Haddam Suriye iktidarı için Beşşar'a göre daha kötü bir tercih olacak, Müslüman Kardeşler Örgütünün hangi yolla olursa olsun iktidara gelmesi İsrail'in güvenliği açısından bölgede ikinci ve daha tehlikeli bir Hamas modeli yönetim yaratacaktır. ABD yönetimi içindeki grupların Müslüman Kardeşler Örgütü'ne karşı duyduğu şüphe ve endişenin haklılık payı oldukça yüksektir. Bu durum göz önüne alınarak ABD yönetimi için Haddam ve Müslüman Kardeşler Örgütü'nün Suriye'ye karşı dış politikada bir baskı aracından fazla bir anlam ifade etmediği düşünülebilir.

Beşşar Esad'ın Muhaliflere Karşı Tutumu

Beşşar Esad, yurtdışında kendine yönelik tehdit içeren çalışmalara rağmen iktidarda kendinde emin bir görüntü çizmektedir. İktidara çıktıktan sonra bir süre ülkeyi eski kuşak siyasilerle birlikte yöneten Beşşar, 2003 yılından itibaren ülke yönetimindeki siyasal elitin değişimi stratejisini hızlandırarak 2005 Baas Kongresinden sonra Suriye devletinin tek karar vericisi konumuna yükselmiştir. Eski kuşak siyasiler kabine değişiklikleri, istifalar ve emekli edilme gibi yöntemlerle tasfiye edilirken yerlerine Beşşar'a bağlı yeni bir elit sınıf getirilmiştir. Beşşar'ın artan iktidar gücü ve toplum üzerindeki nüfuzu, Hariri Suikastı soruşturmasındaki başarılı kriz yönetimi ile de ortaya konmuştur. Beşşar şu anda ülke içindeki önemli güç odaklarını tam denetiminde tutarken toplum üzerinde de sahip olduğu sempatiyi sürdürmektedir. Beşşar, yurtdışındaki muhalefete etki edemese de ülke içi muhalefeti sıkı bir denetim altında tutmaktadır.

Hariri suikastı soruşturmasında yeni savcı Serge Brammertz'in Suriye'ye yönelik olumlu bakış açısı Beşşar yönetimi üzerindeki uluslararası baskıyı hafifletmiştir. Bununla birlikte Suriye'nin bölgesel anlamda Rusya ve İran'ın açık desteğini alması da hareket alanını genişletmiştir. Beşşar, son zamanlarda iç ve dış politikada daha rahat ve kararlı bir görüntü vermektedir. Buna rağmen Beşşar yönetimi, ülke içindeki siyasi reformları harekete geçirmede yavaş davranmaya devam etmektedir. Özellikle Irak başta olmak üzere bölgesel gelişmelerin zaman zaman ulusal güvenlik kaygılarını artırması Beşşar'ın güvenlik ve reform arasında kalarak çelişkili tutumlar ortaya koymasına neden olmaktadır. Ocak ayında Suriye yönetimi, çok partili yaşama geçiş, siyasal çoğulculuk ve siyasi muhalefet oluşturma adına 5 Suriyeli seküler reformcuyu serbest bıraktığını açıklamıştı. Bırakılan Riyad Seyif, Mamun El-Homsi, Habib İsa, Fawaz Tello ve Velid Bunni, 2001'deki Şam Baharı denen demokratikleşme hareketinin önemli isimleriydi. Fakat çok geçmeden ülkede reformcu kesime yönelik bir dizi tutuklamalar tekrar başladı. İnsan Hakları savunucusu Ömer Kurabi, Washington ve Paris'te muhalefet yanlısı toplantılara katıldığından dolayı 15 Mart'ta ülkesine döndüğünde tutuklandı. 23 Mart'ta da Suriyeli muhalif yazar Ali Abdullah tutuklandı. Suriye İnsan Hakları Örgütü ve insan hakları avukatı Enver Bunni, geçen sene beş ayını demir parmaklıklar arasında harcayan Ali Abdullah'ın bilinmeyen bir nedenden dolayı tutuklandığını söyledi. Abdullah geçen sene Attasi Formunda Müslüman Kardeşler Örgütü lideri Bayanuni'nin mesajını okuduğu için beş ay hapis yatmıştı. Beşşar özgürlükler ve güvenlik arasında yaşadığı çelişki, ülkede birbirini izleyen aflara ve tutuklamalara ve hapishanelerin sürekli boşaltılıp doldurulduğu bir kısır döngüye neden olmaktadır. Bu durum reform ve değişim isteğinin ve çabalarının devletin belli kadrolarıyla sınırlı kalıp daha geniş bir toplumsal alana yayılmasının önündeki en önemli engellerden biridir.

Sonuç

Suriye'de bir rejim değişikliği gerçekleşmediği sürece ülke içinde yasaklı olan Haddam ve Müslüman Kardeşler Örgütü'nün Suriye iç siyasetinde tekrar yer alması söz konusu değildir. Günümüzde Suriye içinde tabanı olmasına rağmen uzun yıllar ülke siyasetinden ve siyasi örgütlenmeden uzak kalan Müslüman Kardeşler Örgütü'nün toplumsal bir hareket olarak kitleleri harekete geçirmesi oldukça zordur. 49 nolu yasaya göre örgüte üye olmanın ölümle cezalandırılmasının toplum üzerinde yarattığı korku psikolojisi ve toplumda yerleşen Baascı seküler düşünce yapısı, İslamcı hareketlere verilecek desteği azaltan unsurlardır. Haddam'a ülke içinden verilecek destek ise oldukça sınırlı kalacaktır. Haddam geçmişinde kitlelere hitap eden bir siyasi olmaktan çok Baas bürokrasisi içerisindeki üst düzey görevleriyle halktan uzak bir kişiliktir. Yine yılların Baascısı Haddam'ın rejimdeki çıkarlarını kaybettikten sonra yurtdışına kaçıp muhalefet yapması birçok Suriyeliye inandırıcı ve ahlaki gelmemektedir. Aslında Haddam hakkındaki bu düşüncelere ülke içindeki ve yurtdışındaki bazı muhalifler de katılmaktadır.

Suriye'deki siyasi ve ekonomik değişime en önemli katkıyı yapacak gruplar, ülke içinde faaliyet gösteren muhalifler olacaktır. Beşşar Esad, 2005 Baas Kongresinde alınan kararlar doğrultusunda çok partili bir siyasal yaşanma geçmek istiyorsa bu yıl içerinde kanuni mevzuatı hazırlayıp seçime girecek muhalefet gruplarına özgür bir siyasal ortam hazırlamak zorundadır. Etnik ve dini kökene dayalı partilerin katılamayacağı çok partili seçimlerde siyasal çoğulculuğun sağlanabilmesi için özellikle ülkede içindeki seküler reformcu muhalefetin desteklenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte ülkedeki Kürt gruplar, uluslararası alandaki arayışlarının önüne geçilip sistem içine çekilmelidir. Ülkede faaliyet gösteren Kürt partiler seküler reformcu gruplarla birlikte hareket ederek etnik kökene dayalı yapılarından kurtulabilir. Beşşar'ın babası Hafız Esad'ın 90'lı yıllarda yaptığı gibi yurtdışındaki muhalefet gruplarıyla da çeşitli yollardan diyalog arayışını başlatması uluslararası alanda Suriye'nin güç ve meşruiyet kazanmasına hizmet edebilir.
Suriye 20.yy. boyunca modern seküler bir toplum ve ortak bir Suriyelilik kimliği oluşturma adına önemli yollar kat etmiştir. Beşşar'ın bu iki avantaj üzerine inşa edebileceği bir demokrasi Suriye'nin yakın bir geleceğinde önemli değişimleri getirebilir. Beşşar şu an değişimi gerçekleştirecek siyasi güç ve iradeye sahiptir, fakat değişim hızını Beşşar'ın reform konusundaki istek düzeyi ve yöntemi belirleyecektir. Uluslararası gelişmeler ve küresel güç ABD'nin Suriye'ye karşı tavrı ise her zaman Beşşar'ın istek düzeyini ve yöntemini doğrudan etkileyecektir.