"And I have found both freedom and safety in my madness, the freedom of loneliness and the safety from being understood, for those who understand us enslave something in us. But let me not be too proud of my safety. Even a Thief in a jail is safe from another thief. "

Khalil Gibran (How I Became a Madman)

YENİ ÇIKTI !

NEWS AND ARTICLES / HABERLER VE MAKALELER

Thursday, September 24, 2009

Suriye Dış Politikası’nda Güç ve Güvenlik İlişkisi (The Relationship Between Power and Security in Syrian Foreign Policy)- Yasin Atlıoğlu


Yasin Atlıoğlu

Özet
Suriye, Soğuk Savaş yılları boyunca sürekli Orta Doğu’nun karmaşık politikalarının merkezinde yer aldı ve önemli bir bölgesel role sahip oldu. Soğuk Savaş’ın bitmesiyle Suriye bölgesinde siyasi ve ekonomik olarak güç kaybetmeye başladı. Haziran 2000 tarihinde iktidara geçen Beşşar Esad, Suriye’nin dünya ile entegrasyonu için önemli bir fırsat olarak görüldü. Oysa bu umutlar kısa sürede yok oldu. Özellikle ABD’nin ikinci Irak operasyonunun başlamasından bu yana Suriye birçok iç ve dış tehditle yüzleşmektedir. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, bu dönemde bir taraftan tehditler ve fırsatlar arasında denge kurmaya diğer yandan da iktidarı elinde tutmaya çalışmıştır.

Abstract
Syria is constantly located in the center of the chaotic Middle Eastern politics throughout years of the Cold War and it had an important regional role. By the end of the Cold War, Syria began to lose power politically and economically in its region. Bashar Assad taking over the power from his father in June 2000 has been seen as an important opportunity to the integration of Syria with world system. Whereas this expections disappeared inside the short period. In particular since the beginning of the second Iraqi operation of the US, Syria has been faced with plenty of internal and external threats. In this term Syrian President Bashar Assad has tried both to balance between threats and opportunities and to hold onto power.

Friday, September 18, 2009

Kardeş Ülke Suriye - Yasin Atlıoğlu


Yasin Atlıoğlu

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın 16 Eylül’de Türkiye’ye yaptığı “iftar ziyareti” Suriye Türkiye ilişkilerinin geleceği açısından önemli sonuçlar doğurdu. Dostluk ve işbirliğinin ön plana çıkarıldığı ziyarette iki ülkenin dışişleri bakanları, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Anlaşması’nın altına imza attı. Böylece gelişen ilişkilerinin bir yansıması olarak iki ülke karşılıklı olarak sınır geçişlerinde vizenin kaldırıldığını açıkladı.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.

Sunday, September 13, 2009

Lübnan Siyasetinde Canbulat Ailesi- Yasin Atlıoğlu

Yasin Atlıoğlu

Lübnan’da mezhepsel gruplara ve zuama denen feodal ailelere dayalı konfesyonel (confessional) sistemin en önemli aktörlerinden biri Dürzîler ve Dürzî feodal ailelerdir. Son yıllarda Lübnan siyasetinde ön plana çıkan Dürzî siyasetçi, Canbulat Ailesi’nin lideri Velid Canbulat’tır. Lübnan eski başbakanı Refik Hariri suikastı sonrası oluşan siyasi atmosferde Suriye karşıtı (Batı yanlısı) 14 Martçı koalisyonun sözcüsü gibi hareket eden ve her seferinde Suriye’yi Lübnan siyasetine müdahale etmekle suçlayan Velid Canbulat, Haziran 2009’daki son parlamento seçimleri sonrası daha farklı bir siyasi duruş sergilemeye başladı. Canbulat, 2 Ağustos’ta gerçekleşen İlerici Sosyalist Partisi’nin kongresinde, 14 Martçılarla ittifakın bazı zorunluluklar sonucu gerçekleştiğini ve siyasi konjoktürdeki değişime uygun yeni stratejiler ve Suriye ile iyi ilişkiler geliştirilmesi gerektiğini ifade etmişti.

Velid Canbulat’ın 14 Marçı koalisyonla arasına mesafe koyma çabası, doğrudan 8 Mart Koalisyonu’yla ittifak yapacağı anlamına gelmese de Canbulat’ın siyasi duruşundaki değişim, aşırı çıkarcı ve gayri etik bulundu, Canbulat’ın bölgesel gelişmeler karşısında kafasının karışık olduğu iddia edildi. Hatta birçok kişinin aklına Dürzî toplumunu tarih boyunca suçlamak ve güvenilir olmadıklarını iddia etmek için kullanılan “takiyye” kavramını getirdi. Oysaki Canbulat’ın siyasi algılayışını ve tavrını, onun kişiliği veya “takiyye” gibi kavramlar yanında Dürzîlerin tarihsel deneyimlerinde ve Lübnan’a özgü siyasal sistemde aramak gerekmektedir.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.

Monday, September 07, 2009

Chevez’in Suriye Ziyareti ve Anti-Amerikancılık- Yasin Atlıoğlu


Yasin Atlıoğlu

1957 yılında Şam’daki ünlü Emevi Camii avlusunda bir Arjantinli yanındaki kalabalık bir grupla birlikte yürüyor, Selahaddin Eyyübi’nin sandukasının önünde durup rehberin anlattıklarını ilgiyle dinliyordu. Bu kişi, Soğuk Savaş döneminde Batı emparyalizmi ve sömürgeciliğine karşı verilen mücadelenin efsane ismi, Che Ernesto Guevera idi. Guevera, ABD emperyalizmine karşı dünya çapında bir birlik sağlama ve Arap dünyası içerisindeki anti-emparyalist mücadeleye destek vermek için Suriye’ye gelmişti. Bu olaydan yıllar sonra başka bir Latin Amerikalı siyasi lider Şam’ı ziyaret etti. Son yıllarda Orta Doğu’daki siyasi gelişmelere oldukça ilgi duyan ve müdahil olmaya çalışan Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, Libya, Cezayir, Suriye, İran, Belarus ve Rusya’yı kapsayan 11 günlük bir diplomatik ziyaretler zincirinin üçüncü halkası olarak iki günlük bir Suriye ziyareti gerçekleştirdi. Son üç yıl içinde Şam’a ikinci kez gelen Chavez’in ziyaretinin amacı Guevera’nın Asya ve Afrika ülkelerine yaptığı ziyaretlerle benzerlik arz etmektedir.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.