"And I have found both freedom and safety in my madness, the freedom of loneliness and the safety from being understood, for those who understand us enslave something in us. But let me not be too proud of my safety. Even a Thief in a jail is safe from another thief. "

Khalil Gibran (How I Became a Madman)

YENİ ÇIKTI !

NEWS AND ARTICLES / HABERLER VE MAKALELER

Friday, December 31, 2010

2010 Yılında Lübnan- Yasin Atlıoğlu


Lübnan, ülkenin son yıllarıyla kıyaslandığında siyasi krizlerin ve şiddet olaylarının kısmen azaldığı sakin bir yılı geride bıraktı. Lübnan’ın istikrarını ve güvenliğini tehdit eden iki mesele -Hariri suikastı soruşturması ve İsrail’in saldırı ihtimali- yine gündemde önemli bir yer işgal etse de, yükselen siyasi tansiyon çatışmaya dönüşmedi. Bunun iki önemli nedeni var: İlki, Haziran 2009’da yapılan Lübnan parlamento seçimlerinden beri ülkedeki siyasi bloklaşmaların (14 Martçılar-8 Martçılar veya Suriye karşıtları-Suriye yanlıları) bir yeniden yapılanma sürecine girmesi. Bu yeniden yapılanma süreci geride bıraktığımız yıl boyunca da devam etti. Ülkedeki siyasi güç dengelerin oldukça dinamik ve değişken bir hal alması, bir taraftan farklı siyasi liderin ve grupların rutinleşen meseleler üzerinden birbirlerine sert eleştiriler yöneltmelerine ve siyasi tansiyonun yüksek kalmasına yol açarken, diğer yandan yakın geçmişte düşman olarak bilinen kişi veya grupların birbirleriyle diyolog kurma girişimlerini ortaya çıkardı. Lübnan’daki yüksek siyasi tansiyonun çatışmaya dönüşmemesinin ikinci neden ise, bölgesel düzeyde gerçekleşen diplomatik temaslar ve İran, Suriye, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi bölgesel aktörlerin Lübnan’ın iç meselelerine ve İsrail’le ilişkilerine daha fazla müdahil olması. Bu bağlamda Orta Doğu’da yıl boyunca Lübnan’a odaklanan yoğun bir diplomatik hareketlilik yaşandı.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.

A New Ambassador to Syria, but Little Hope of Change- The New York Times

Tuesday, November 30, 2010

Turkish FM: We don't hate Israel- Ynetnews

Türkiye’de “Aydın Olmak”- Yasin Atlıoğlu

Her gün Türkiye’deki televizyon kanallarında, gündemde yer işgal eden konular üzerinden yapılan birçok tartışma ve haber programına şahit oluyoruz. Son yıllarda tartışmaların en popüler konularını genellikle kimliklere (Kürtler, Aleviler, Ermeniler, başörtüsü gibi) dayalı siyasi ve toplumsal meseleler teşkil ediyor. Bu programlara katılanlar, gazeteci, akademisyen, yazar, politikacı gibi farklı meslek gruplarından olsalar da, hemen hepsinin kendini Türkiye’nin siyasi, toplumsal ve ekonomik meselelerinde söz söyleme hakkı olan aydınları olarak gördükleri –veya en azından bu iddiayı taşıdıkları - aşikâr. Bu bağlamda televizyondaki tartışma programları, ülkenin farklı görüşlere sahip aydınlarının kamuoyu önünde bir araya geldiği ve ülkenin demokratik çok sesliliğinin, ifade özgürlüğünün, çoğulcu demokratik sisteminin ulaştığı gelişmişliğin bir göstergesi olarak da sunuluyor. Bunun bir noktaya kadar doğru olduğunu varsaysak bile tartışma programlarına katılanların büyük bir kısmının sergilediği tek yanlı, taraflı, kışkırtıcı, uzlaşmaz tavırların, yaptıkları tutarsız ve çarpık analizlerin ve belki de en önemlisi bilgi ve ahlak konusundaki yetersizliklerinin toplumun genelinde rahatsızlık uyandırdığı bir gerçek. Yakın zamanda başörtüsü ile ilgili yapılan tartışmaların seviyesizliğinin ve ahlak sınırlarını zorlayan yanının ülkenin reisi cumhurunu bile çileden çıkardığını gördük. Aslında bu seviyesiz tartışmalar ve aydın olma iddiası bir araya gelince Türkiye’deki aydın kavramının yeniden ele alınması bir zorunluluk haline geliyor.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.

Monday, October 18, 2010

Türkiye’nin Kürt Açılımı ve Suriye- Yasin Atlıoğlu


Ekim ayın başından beri Türk kamuoyunu meşgul eden iki konu var: İlki, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın – bir diplomatik ziyaretler silsilesinin parçası olarak- Suriye’ye yaptığı bir günlük resmi ziyaretin ardından gündeme gelen PKK terör örgütünün uluslararası baskıyla tasfiyesi tartışmaları, ikincisi ise türban meselesi. Türkiye’de gündem türban meselesine dolanmadan önce, birkaç gün, medya organlarımızda PKK terör örgütünün tasfiyesi sürecinde Suriye’nin rolü ve yardımı konusunda farklı fikirler dile getirildi. Hükümete yakın medya, yapılan diplomatik ziyaretleri PKK terör örgütünün tasfiyesi ve Kürt meselesinin çözüm sürecinde önemli bir aşama olarak yorumladı. Merkez medya ise konuya biraz da ihtiyatlı bir şekilde yaklaşmakla birlikte Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ı Türkiye’deki Kürt açılımının bir parçası gibi görme eğilimini sürdürdü. Tüm bunlarla birlikte Türkiye’nin PKK terör örgütüne karşı mücadelesinde Suriye’nin rolünü değerlendirirken iki ülke arasındaki ilişkilerinin güvenlik boyutuna bakmak yararlı olacaktır.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.

Thursday, October 14, 2010

Photo of The Month (October 2010)

Source: Tayyar.org

Editorial: Ahmadinejad’s victory tour- The Jerusalem Post


Ahmadinejad: 'The Zionists will not last long'- The Jerusalem Post)

And what about Gilad? (Anat Meidan- Yedioth Ahronot)

Sayyed Nasrallah: "What Iran Wants in Lebanon Is What Lebanese Want" - Al Manar


Ahmadinejad from Bint Jbeil: Zionists Will Not Last Long!- Al Manar


'Terror' charges for Bahrain Shias- Al Jazeera

Ahmadinejad: 'Friends are being framed' (Elias Sakr- The Daily Star)

Ahmadinejad 'proud' to be among brothers as he arrives in Beirut- The Daily Star

Mahmoud Ahmadinejad in Lebanon: 'a landlord visiting his domain'- Huffington Post

Mahmoud Ahmadinejad in Lebanon: 'a landlord visiting his domain'- Telegraph.co.uk

The core of the conflict (Ari Shavit- Ha'aretz)

ترميم المكتبة الظاهرية أجمل مدارس المماليك وأقدم مكتبات دمشق - عمرها 734سنة (Syria-news)







وسط إنتقاد أميركي وتهديد اسرائيلي وتعويل سعودي على النتائج. زيارة محمود أحمدي نجاد ألقت في يومها الأول دفعة تبريد للمخاوف Tayyar.org

Wednesday, October 06, 2010

Hariri Soruşturması’nda Tansiyon Yükseliyor- Yasin Atlıoğlu


Bu hafta başında Suriye’nin Hariri Suikastı soruşturmasında yalancı şahitlik yapmasından dolayı 33 kişi hakkında tutuklama kararı aldığı haberi Lübnan ve dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Yalancı şahitler meselesi son zamanlarda Lübnan siyasetinde en çok tartışılan konulardan biriydi. Hariri suikastı soruşturması sürecinde dört yıl (2005-2009 yılları arasında) tutuklu kalan Lübnan İç Güvenlik Servisi eski şefi General Cemil es-Seyyid’in avukatı Fasih el-Ashi, Şam’daki yüksek mahkemenin tutuklama kararının Lübnanlı ve yabancı birçok siyasetçiyi, yargıçı, güvenlik görevlisini ve gazeteciyi kapsadığını açıkladı. Bu kişiler Hariri suikastı konusunda Suriye’yi suçlu göstermeye çalışan propaganda faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetleri desteklemek, soruşturma sürecinde kullanılan yalancı tanıkları korumak, Lübnanlı dört generali (Ali el-Hac, Cemil Es-Seyyid, Raymond Azar ve Mustafa Hamdan) Hariri suikastından dolayı sorumlu tutmakla suçlanmaktadır.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.

Syria celebrates anniversary of 1973 war with Israel- Ha'aretz

Friday, October 01, 2010

What I have against Likud (Karni Eldad- Ha'aretz)

Ahmadinejad should hear the other views (Jamil K. Mroue- The Daily Star)

Turkish analyst: Washington increasingly upset with Ankara- Ynetnews

2 Druze suspected of spying for Syria- Ynetnew

How Syria controls its dissidents, Banning travel- The Economist

Laciner: Israel Could Not Understand the Transformation of Turkey- JTW Interview

At summer school, Iraqi refugees in Syria try to catch up- Christian Science Monitor

Syria, Turkey: Businessmen to Boost Economic, Trade Cooperation- Global Arab Network

Clinton, Syrian FM Discuss Israel-Syria Talks- The Jewish Week

Syrian President To Visit Iran- Journal of Turkish Weekly

Syrian teachers fired over Facebook beating video- BBC News

Thursday, September 16, 2010

Suriye’de Türk İmajı- Yasin Atlıoğlu


Bir yıl önce -16 Eylül 2009’da- Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret, Türkiye ve Suriye arasındaki sınır geçişlerinde karşılıklı olarak vizelerin kaldırılmasına vesile olmuştu. Türkiye ile Suriye arasında vize uygulamasının kaldırılması geçen bir yıllık sürede iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik işbirliğinin ve dayanışmanın artmasına hizmet etti. Bununla birlikte vize uygulamasının kaldırılması ve iki ülke arasındaki gidiş-gelişlerin artması, bölgede bir barış ve refah alanı yaratma stratejisinin bir parçası olarak iki ülke halkının birbirini daha iyi tanıması ve her iki tarafın birbirine karşı hissettiği tarihsel ve psikolojik önyargıların ortadan kaldırılması gibi konularda oldukça olumlu etkiler doğurdu. Son bir yıldır Suriye’de yaşayan bir Türk olarak Suriyelilerin kafasındaki Türkiye ve Türk imajında vuku bulan olumlu değişiklikleri ve hala devam eden yanlış anlama ve önyargıları -Suriye’de yaşadığımız deneyimlerin de yardımıyla- ele almaya çalışalım.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.

Friday, August 27, 2010

Beyrut’ta Kanlı Çatışma ve El-Ahbaş Örgütü- Yasin Atlıoğlu


24 Ağustos’da Beyrut’un Burç Abi Haydar bölgesinde Hizbullah militanları ile El-Ahbaş örgütü taraftarları arasında çıkan silahlı çatışmada Hizbullah yetkilisi Muhammed Favvaz, Munzer Hadi ve El-Ahbaş örgütü üyesi Ahmed Umeyrad öldü. Böylece Mayıs 2008’den beri Lübnan’daki en ciddi silahlı iç çatışma gerçekleşmiş oldu. Burç Abi Haydar çatışması dünya kamuoyunda genellikle Hizbullah ile El-Ahbaş örgütü arasında bir Şii-Sünni çatışması olarak manşetlere taşındı. Silahlı çatışmanın en dikkat çeken yönüyse ağır silahların (RPG roketatarlar, makineli tüfekler) kullanılması ve çatışmanın olduğu bölgede oldukça büyük maddi hasar meydana gelmesiydi.

İki grup arasında oldukça şiddetli geçen silahlı çatışma Lübnan Güvenlik Güçlerinin müdahalesiyle durduruldu ve çatışmanın ardından bir araya gelen her iki örgütün yetkilileri çatışmanın siyasi görüş ayrılığından değil kişisel bir kavgadan dolayı çıktığını açıkladı. Çatışmanın nedeni kişisel bir kavga olsa bile bu olay ülkede merkezi devletin kontrolü dışındaki silahlanma oranının ne kadar yüksek olduğunu ve silahlı çatışmaların hızla şiddetlenebileceğini bir kez daha göstermiştir. Ayrıca bu çatışmanın son iki aydır Lübnan’da ortaya çıkan gelişmelerden bağımsız düşünülemeyeceği ve –İran, Suriye, Suudi Arabistan, Lübnan denkleminde- bölgesel ittifakların değişimi konusunda birçok iddiayı beraberinde getireceği aşikâr.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.

Friday, July 09, 2010

Suriye’de Sigara Yasağı ve Dünya Kupası- Yasin Atlıoğlu


Son zamanlarda Suriyelilerin kafasını meşgul eden iki şey var. İlki, sigara içme alışkanlığının yaygın olduğu ülkede 21 Nisan’dan itibaren cafe ve restoranları da kapsayan kapalı alanlarda sigara içilmesinin devlet tarafından yasaklanması. İkincisi, Afrika’daki Dünya Kupası müsabakalarının başlaması ile Suriye’de ortaya çıkan dünya kupası çılgınlığı. Suriyelilerin günlük yaşamını doğrudan etkileyen bu iki gelişme dünya kupasının devam ettiği günlerde birbiriyle o kadar iç içe girdi ki, bir tarafta cafeleri, restoranları büyük bir heyecanla maç izlemek için dolduran insanların sigara ve nargile (narajila) içme hevesi, diğer tarafta bu hevesin çok kısa bir süre önce konulan –ve ilk günlerde oldukça etkili uygulanan- sigara yasağının yavaş yavaş esnekleşmesini getirmesi.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.