"And I have found both freedom and safety in my madness, the freedom of loneliness and the safety from being understood, for those who understand us enslave something in us. But let me not be too proud of my safety. Even a Thief in a jail is safe from another thief. "

Khalil Gibran (How I Became a Madman)

YENİ ÇIKTI !

NEWS AND ARTICLES / HABERLER VE MAKALELER

Wednesday, March 30, 2011

Türk Medyasının Suriye Hezeyanı- Yasin Atlıoğlu


Arap ülkelerindeki sözde devrim ateşinin her yeri sarmaya başladığı şu günlerde bazı uluslararası medya kurumlarının bu ateşi abartılı, saptırılmış ve kaynağı belirsiz haberlerle körüklemesi dünya kamuoyunu doğrudan yönlendiriyor. Bu yönlendirmeler ve internet üzerinde yayılan doğrulu meçhul haberler Arap Orta Doğusu’nda zalim diktatörlerle özgürlük isteyen bilinçli devrimciler arasında bir savaş olduğu izlenimine yol açıyor ve çoğu zaman bir hezeyana dönüşüyor. Türk medyası ve köşe yazarları da bu rüzgâra kendini kaptırmış durumda. Türk medyası özellikle son günlerde yanı başındaki komşusu Suriye’de olan şiddet olaylarını Batılı kaynaklar üzerinden veya internetten gelen güvenilirliği tartışılır bilgilerle analiz etmeye çalışarak hem Türk kamuoyunu yanlış yönlendiriyor hem de kendi zafiyetlerini ortaya seriyor. Dünyada ve Türkiye’de medya kurumlarının böyle bir işlev görmesiyle, insanların algılamalarında sanal bir Suriye yaratılıyor. Böylece son yıllarda Türkiye’nin Orta Doğu’daki proaktif dış siyasetinin en önemli yardımcısı olan, Türkiye ile ticaret hacmini 2 milyar doların üzerine çıkaran, kendi topraklarında PKK terör örgütünün faaliyetlerini bitiren, 2 milyon Iraklı mülteciyi ülkesinde misafir eden ve geçen yıl Filistin’e giden Türk sivil eylemcilere topraklarını açan Suriye gidiyor, yerine bir diktatör tarafından yönetilen, baskı ve zulüm altında ezilen ve 300-500 kişinin birkaç ufak kentte devlet binalarına saldırmasıyla yıkılacak bir Suriye geliyor. Dış siyasette yönelik realist ve çıkara dayalı analizler bir yana bu kadar ahlak anlayışından yoksun bir bakış açısı insanı canını sıkıyor. Bu tablo karşısında Suriye’den yeni dönmüş ve Beşşar Esad dönemiyle ilgili akademik bir tez ve çok sayıda makale yazmış bir araştırmacı olarak kendimi bir şeyler söylemeyi zorunda hissediyorum.

NOT: Makalenin tamamını okumak için başlıktaki linki tıklatınız.