"And I have found both freedom and safety in my madness, the freedom of loneliness and the safety from being understood, for those who understand us enslave something in us. But let me not be too proud of my safety. Even a Thief in a jail is safe from another thief. "

Khalil Gibran (How I Became a Madman)

YENİ ÇIKTI !

NEWS AND ARTICLES / HABERLER VE MAKALELER

Monday, October 31, 2011

NEDEN TÜSİAD SURİYE’YE DÜŞMANDIR- ODA TV

Amerika Büyük Ortadoğu Projesiyle, Batı Asya’da belirlediği çıkarlarını sürdürmek ve geliştirmek istemektedir. Bu konudan, sağır sultanın bile, haberi ve bilgisi olduğu bilinen bir gerçektir.

Askeri, istihbarı, ekonomik, dini ve kültürel alanları kapsayan bu faaliyetlerin son hedefinin de, Suriye olduğunu bilmeyen kalmadı.

Ekonomik alandan başlarsak, Suriye’nin ürettiği (petrol) ürünlerin pazarlarını kapatmak için bankacılık ve ticari ortamı Suriye’ye kapatmak olarak gözüküyor. Bu durum Suriye halkının yaşamını zorlayacağı için kendi devletine düşmanlaşmasını getirecektir.

Askeri alandan bakarsak, uçuşa yasak bölge ilan ederek, tıpkı Irak’ta Kürt Bölgesini Saddam’a kapattığı gibi kapatmak. İki veya üç farlı bölge yaratmak...

Türk Kadınlar Heyeti Suriye’de- SANA Türkçe



HALEP – Eski milletvekili ve muhalefet parti başkanlarının da aralarında bulunduğu 40 kadından oluşan Türk heyet yaşanan olayların gerçeğini incelemek amacıyla Suriye’ye düzenledikleri ziyaret çerçevesinde dün Halep’e geldiler.

Türk kadınlar heyeti, Kadınlar Birliğinin Halep Kültür Müdürlüğü Tiyatrosunda düzenledikleri diyalog toplantısına katıldı.

Türk heyet üyelerinden Gazeteci Yazar Gönül Akkuş; Suriyelilerden gördüğü misafirperverlik ve iyi karşılama için teşekkürlerini sunarak Suriye-Türkiye halkları arasındaki derin dostluk ilişkilerine ve ortak çıkarlarına dikkat çekti.

Suriye ve Türkiye halklarının özünde tek bir halk olduğuna işaret eden Akkuş; iki taraftan birinin uğrayacağı her saldırının öteki tarafı da mutlaka etkileyeceğinin altını çizerek bu nedenle ABD ve yandaşlarının bölgeye dayatmaya çalıştığı bütün sömürü ve saldırılara karşı iki halkın tek saf olarak durması gerektiğini belirtti.

CHP Kadın Kolları Genel Sekreteri Nazik Işık bölgenin maruz kaldığı ve ABD’nin emperyalist çıkarları doğrultusunda bölgeyi parçalamayı hedefleyen saldırılar karşısında iki dost halk arasındaki dostluk ilişkilerinin pekiştirilmesinin önemine işaret ederek bu ziyaretinin yaşanan olayların gerçeğini ve Suriyeli kadının farklı alanlardaki toplumsal katılımını incelemeyi hedeflediğini aktardı.

Burada tanık olduğu bütün gerçekleri bir rapor şeklinde belgelendirerek parti üyeleri ve merkezine sunacağını belirten Işık; bu ziyaretin aktif olacağını ve birçok kararın alınmasında belirleyici olacağını sözlerine ekledi.

Türkiye İşçi Partisi Kadınlar Birliği Başkanı ABD’nin bölgeyle ilgili emperyalist planlarının bölgede yeni Ortadoğu projesini uygulayarak halkların diz çöktürülmesini hedeflediğini belirterek, bu uygulamada dezenformasyon medya araçlarıyla gerçeklerin çarpıtılmasına ve halk arasında fitne yaymaya dayandıklarını dile getirdi.

Emek Partisi Üyesi Şükran Doğan; Türkiye halkının Suriye'ye uygulanan komplonun ve uzantılarının hacmini idrak ettiğine işaret ederek iki hak arasındaki ilişkilerin derinleştirmeye verilen özenin Suriye’yi hedef alan planların hezimete uğratılmasındaki önemini vurguladı.

Öte yandan Suriye Kadınlar Birliği Başkanı Macide Katit de iki ülke arasındaki tarihi, coğrafi ve toplumsal bağlara dikkat çekerek bu ziyaretin kimi uydu kanallarının yaptıkları çarpıtmaları ve yalan haberleri ifşa etmeye hizmet edeceğini vurguladı.

Kadınlar Birliği Halep Şubesi Başkanı Neval Alamu ise Türk kadınlar heyetinin bu ziyaretinin önemine işaret ederek Suriye’ye uygulanan komplonun ayrıntılarıyla ilgili bir anlatım sundu.

Halep Ticaret Odası Sekreteri Hena Saati; kadının ekonomik yapılanmada, vatan sevgisinde, ailede, gelecek nesillerin eğitiminde ve kalkınma planlarındaki rolüne dikkat çekerek Suriyeli kadının bu alanlarda sağladığı başarıları anlattı.

Ayrıca Cumhuriyet Müftüsü Ahmet Bedir Hassun Türk Kadınlar Birliği ile bir araya gelerek iki halk arasındaki tarihi güçlü dostluk-kardeşlik bağlarının düşman güçler tarafından zedelenmeye ve iki halk arasına ayrılık tohumları ekmeye çalışıldığını ifade etti.

Sömürgeci amaçlara hizmet eden ve bölgeyi parçalamayı amaçlayan projelere dikkat çeken Hassun; Suriye’nin maruz kaldığı komplonun ulusal tutumlarını hedef aldığını belirterek Suriye’yi etkileyecek her şeyin türkiye’yi de etkileyeceğini vurguladı.

El-Esad Suriye ve Bölgedeki Durumları Değerlendirdi- SANA Türkçe



ŞAM – Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad Rusya Televizyonunun 1. Kanalına; Suriye ve bölgedeki gelişmeler, Suriye'nin krizden çıkmak için harcadığı çabalar ve Suriye'ye her hangi bir saldırı yada içişlerine müdahalenin tehlikelerine ve sonuçlarına ilişkin mülakatta bulundu.

Suriye ve Rusya arasındaki ilişkileri de ele alan el-Esad; batının Suriye'ye karşı yaptırımlar konusundaki tutuma değindi.

Biz Yine de Her İhtimali Göz Önünde Bulunduruyoruz

Batının Suriye'ye karşı saldırıda bulunma ihtimali, Suriye'ye karşı batılı askeri eylemlerin daha önceden planlandığı ve bu durumda Suriye'nin Rusya’dan beklediği yardımlara ilişkin bir soruyu cevaplayan el-Esad; bu gibi iddiaların özellikle Suriye ile bir kısım batılı ülkeler arasında krizin olduğu zamanlarda duyulduğunu söyledi. Aynı zamanda bunların, tutumlarından caydırılması amacıyla Suriye'ye baskıları tırmandırma hedefi taşıdığını ekledi.

Sözlerine devam eden el-Esad; “Bizler Suriye'de, sızdırmalar aracılığı ile medyada öne sürülmüş olmasa bile, her ihtimali dikkate almaktayız.. Fakat vatan askeri yada güvenlik açısından tehdit edildiği zaman güç dengesinin hiç bir değeri olmaz.. Ayrıca kimin daha güçlü yada daha zayıf olduğu önemli değildir.. zayıf ve küçük bir ülkeyi temsil ediyor olmanla birlikte düşmanın güçlü ve büyük olması halinde bile, doğal olarak güç dengelerini dikkate almaksızın ülkeni savunman gayet doğaldır..” şeklinde konuştu.

Suriye, Başka Hiç Bir Ülkeye Benzemez

Başkaları açısından bu konudaki senaryoların hesaplarını yapmanın kolay olmadığını kaydeden el-Esad; Suriye'nin coğrafi, jeopolitik, tarihi ve daha bir çok açıdan Suriye'nin özel bir konuma sahip olduğunun altını çizdi. El-Esad Suriye'nin; bölgenin dini, kültürel, milli ve daha muhtelif bir çok bileşenlerinin buluştuğu nokta olduğuna işaret ederek, deprem plaketlerinin buluştuğu çizgiye benzediğini belirtti. Aynı zamanda deprem plaketlerinin istikrarını sarsacak her hangi bir çabanın, tüm bölgeye ve uzak mesafelere zarar verecek büyük bir depreme neden olacağını söyledi. El-Esad; Ortadoğu'nun sarsılması halinde tüm dünyanın sarsılacağını, dolayısıyla bu yöndeki bir senaryoya ilişkin her hangi bir düşüncenin, dünyanın kaldırabileceğinden çok daha büyük bir bedeli olacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı el-Esad; bu nedenden dolayı şu ana kadar durumların siyasi ve ekonomik baskılar yönünde gittiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı el-Esad; Rusya'nın gerek askeri, gerek güvenlik gerekse politik yada ne açıdan olursa olsun Suriye'ye müdahale etme çabalarının tehlikelerini bilmesiyle son olarak uluslararası platformlarda temel bir rol oynadığını söyledi. Rusya'nın son olarak uluslararası güvenlik konseyinde Suriye'yi hedef alan batılı karara karşı veto hakkını kullanmasına işaret eden el-Esad; dolayısıyla sadece Suriye'yi savunma açısından değil, dünyadaki istikrarı savunma açısından Suriye'nin Rusya'nın desteğine ve tutumuna güvendiğini belirtti.

Muhalefetle Tüm Konularda Anlaşmazlık İçinde Değiliz

Suriyeli komünistlerden bir muhalifin veto hakkını kullanmasından dolayı Rusya'ya teşekkür etmesinin yanında bazılarının Suriye'nin bir kısım sokaklarında Rusya bayrağını yakmaları ve diyalog masasına birlikte oturulabilecek muhalefetin kim olduğuna ilişkin bir soruyu cevaplayan el-Esad; “sanıyorum ki; minimum düzeyde ulusalcı bir tutuma sahip Suriyeli herhangi bir vatandaşla bir araya geldiğin zaman Rusya'nın bu tutumuna minnettar olduğunu göreceksin..” dedi.

Sözlerine devam eden el-Esad; “Suriye'de muhalefette yada destekçilerde veya ortada bir yerde olmamız; temel konularda anlaşmazlığa düşmemiz anlamına gelmiyor.. bizler, Suriye'nin egemenliği, dış müdahalelere karşı tutumda ve son aylarda Suriye'de meydana gelen terör eylemleri konusunda muhalefetle farklı görüşlere sahip değiliz.. bizler iç konularda, politik, ekonomik, sosyal, kültürel ve benzeri davalarda aynı görüşte değiliz.. ve kanımca bu tutum, Suriye'de genel bir tutumdur..” şeklinde konuştu.

Dış Kışkırtma Neticesinde Olmuş Olabilir

Cumhurbaşkanı el-Esad; “Bayrağı yakma konusuna gelince, bunun siyasi eylem çerçevesine alınabileceğini düşünmüyorum.. bu durum muhalefet yada başkasını temsil etmemesiyle birlikte genel olarak ferdi bir durum temsil etmektedir. Dış medyada Suriye'ye karşı propagandası yapılan büyük yalan kapsamında medya vizyonunun tamamlanması amacıyla bu ferdi durumlar, dışarıdan provoke edilmiş olabilir. Rusya'nın halka karşı devleti desteklediği görüntüsü vermek için dışarıdan kışkırtma yapılmış olabilir.. bu eylemden amaçlanan medya oyunu budur..” dedi.

Bunu Yapılacak Seçimler ve Halk Belirleyecek

Kimlerin muhalefeti temsil ettiği konusunda ise el-Esad; yeni siyasi partilerle birlikte seçimlerin olmasıyla bu konuda daha dakik bir kararın verilebileceği kanaatinde olduğunu söyledi. El-Esad yerel seçimler ve Halk Meclisi seçimlerinin olmasından kısa bir süre sonra kimlerin halkı temsil ettiğinin netlik kazanacağını ifade ederek, şimdilik daha önceden bulunan ve kriz sürecinde ortaya çıkan tüm tarafların dikkate alındığına işaret etti.

Kimin halk tabanına sahip olduğu yada kimin olmadığını belirtmeden bu taraflarla iletişim ve bağlantı kurmanın önemine dikkat çeken el-Esad; dolayısıyla önümüzdeki Şubat ayında olması beklenen seçimlerin ardından bu konuda karar vermenin daha mantıklı olacağını söyledi.

Meclisi Halk Önemsediği Zaman Biz de Önemseriz

Kapsamlı ulusal diyalogun başlaması, seçim sürecinin organize edilmesi, bir kısım muhalefetin İstanbul'da meclis teşkil etmesi ve yönetimle müzakerelerde bulunmaya hazır olmadıklarını ifade etmelerinin yanında barışçıl yollarla onlarla anlamanın olanağına ilişkin bir soruya cevap olarak el-Esad; “her şeyden önce diyalogun iki tarafa ihtiyacı vardır.. dedi.

Sözlerine devam eden el-Esad; “tek taraflı olarak diyalogda bulunmak mümkün değildir..herhangi bir tarafla diyaloga geçmek için, karşı tarafın diyaloga kabil olması gerekiyor.. bu birinci nokta.. ikinci nokta ise; her hangi bir tarafla siyasi ve resmi bir diyaloga geçmen için; harekete geçmen için belirli bir temel belirlemek gerekiyor..” dedi.

El-Esad; diyaloga geçilmesi gereken bu tarafların Suriye halkı tarafından kabul edilip edilmediğinin yanında bunların yabancı ülkeler tarafından dışarıda yapılandırılan bir güç olup olmadıkları, yabancı müdahaleye çağrı yapıp yapmadığı yada bunu kabul edip etmeyeceğinin yanında terörü destekleyip desteklemediği yönünde soru işaretlerini ortaya koydu. Tüm bu temellerin belirlenmesi ardından bu taraflarla diyaloga geçilip geçilmeyeceğinde karar alınabileceğini kaydeden el-Esad; Suriye halkının dış müdahalenin yanı sıra gerek siyasi yada politik durum şeklinde oldun Suriye sınırlarının haricinde dışarıdan gelebilecek her şeye karşı olduğunun altını çizdi.

İstanbul'da teşkil edilen meclis konusunda ise pek fazla bir şey bilmediğini ifade eden el-Esad; bu meclise ilişkin dakik ve doğru cevabın Suriye halkı tarafından verileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı el-Esad; Suriye halkının bir meclisi yada belirli bir politik yapıyı kabul etmesi halinde, devletin bu tarafla diyaloga geçmesinin zorunlu olduğunu söyledi.

El-Esad; “fakat ilke olarak diyalogu reddetmemiz yada kabul etmemiz, yada şiddet veya güç yönünde gitmemizde ise sanıyorum ki doğru ilke diyalogu temel almaktır.. diyalogu temel almak gerekiyor ki; her hangi bir ülkede istikrarı sağlayacak bir çözümü sağlayacak olan diyalogdur.. Dolayısıyla bizler, bu meclise pek fazla önem vermiyoruz.. Suriye halkı önem vermediği sürece bizler önem vermemekteyiz.. Halk tarafından önemin olması halinde de; hükümet de bu yad başka meclise önem verecektir..” dedi.

Her Zaman Suriye'ye Yaptırım Vardı

Suriye'nin batı ve ABD tarafından uygulanan ekonomik yaptırımlara karşı uzun süre dayanıp dayanmayacağının yanında Rusya'nın bu bağlamdaki yardımları çerçevesinde sorulan bir soruya el-Esad; “ bu yaptırımlar eskiden beri Suriye'ye uygulanıyor.. özellikle de ekonomik, teknik ve teknolojik yaptırımlar on yıllardan beri Suriye'ye uygulanıyor.. batı tarafından her hangi bir şekilde Suriye'ye yaptırımların uygulanmadığı bir dönemi hatırlamıyorum.. fakat bu yaptırımlar kriz döneminde daha çok şiddetleniyor.. dolayısıyla altı yıldan beri, yada tam olarak 2005 yılından beri doğuya yönelme kararı aldık..” şeklinde cevapladı.

Sözlerine devam eden el-Esad; “doğuya yönelme konusunda ise; bizim her zaman batıyla ilişkilerimiz mevcuttur.. tam olarak Fransa ve İngiltere olmak üzere batının zamanında bu bölgeyi işgal etmiş olmasına rağmen ta bağımsızlıktan beri onunla ilişkilerimiz bulunmaktadır.. fakat bizler gerçekte doğunun bir parçasıyız.. biz de siz de doğusunuz.. Doğuda olan Hindistan, Çin ve daha dünyanın bir çok ülkesinin Suriye ile güzel ilişkileri bulunuyor.. Güney Amerika'da da Suriye ile güzel ilişkileri olan ülkeler bulunuyor.. Aynı zamanda Asya’da büyümekte olan güçler mevcut.. Hindistan, Çin ve Rusya günümüzde ekonomik, politik ve bir çok açıdan dünyada önemli bir rol oynamaktalar.. Bu ülkelerin de teknik ve teknolojik açıdan ileri bir konumları var.. dolayısıyla kapılar yüzümüze kapatılmış değildir.. Batı önümüzdeki tek seçenek değildir.. Batı bizi sıkıştırıyor olabilir, fakat bizim dünyanın bir çok ülkesiyle güzel ilişkilerimiz bulunuyor.. bu ilişkileri de kullanmak gerekiyor.. Özellikle 2005 yılından sonra Rusya ile ilişkilerimiz çok ileri düzeye geldi.. fakat sanıyorum ki bu krizden sonra ilişkiler daha da ileri düzeye gelecek.. Suriye ve Rusya arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilere güveniyoruz..” dedi.

Bedel Çok Pahalıya Patlar

Kimi düşmanların Libya senaryosunu Suriye'de tekrarlamaya çalışmaları ve Suriye'nin bunu önleme konusundaki çabalarına ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı el-Esad; “ne coğrafi açıdan, ne siyasi açıdan, ne tarih açısından, ne de halk açısından Suriye Libya’ya benzemez.. başka hiç bir ülkeye de benzemez.. bu gibi her hangi bir senaryonun başka ülkelere çok ağır bedeli olacak.. daha öncede söylediğim gibi bu senaryoyu pratikte Suriye'de uygulamak mümkün değildir.. fakat özellikle başlangıçta ve uluslararası güvenlik konseyinde Suriye'ye karşı baskı olarak medyada kullanıldı.. bizler, daha çok içerdeki durumlara odaklanmıştık.. Suriyeli bir çok vatandaş için ülkeye karşı bir dış komplonun bulunduğunu, devlete karşı silahlı eylemlerin bulunduğunu ortaya koymak kolay değildi.. bu gün ise ordudan, güvenlikten ve polislerden yüzlerce şehidimiz bulunuyor.. bunlar nasıl öldüler?.. barışçıl gösterilerle mi öldüler?.. gösterilerdeki çığlıklarla mı öldüler?.. yoksa silahlarla mı katledildiler?.. Öyleyse silahlılarla karşı karşıyayız.. şimdi ve olayların gelişmesiyle durumlar netlik kazandı.. son aylarda Suriye'de cereyan eden olaylara ilişkin halk bir bilinç sahibi oldu..” diye konuştu.

Dost Ülkelerin Medyasına Odaklanıyoruz

Son iki ayda yabancı medyaya odaklanıldığını ve Suriye’deki durumları yakından görmek için gazetecilerin davet edildiğini ifade eden el-Esad; batılı medyanın sadece krizlerde değil, normal süreçlerde bile taraflı olduğunu söyledi. El-Esad batılı medyanın, önyargılara sahip olduğunu, ayrıntılara girmediğini ve bazen istisnalar haricinde bölgeye karşı yabancı siyasi ajandalara hizmet ettiğine dikkat çekti.

Sözlerine devam eden el-Esad; batı medyasının Suriye'ye gelmesi ve gerçekleri yerinde görerek tarafsız ve dürüst bir şekilde kamuoyuna taşıması yönünde çabaların bulunduğunu belirterek; genel olarak daha çok dost ülkelere odaklanıldığını ekledi.

Cumhurbaşkanı el-Esad; günümüzde temel yönelimin medya olduğuna inandığını, dolayısıyla Suriye'ye karşı yabancı planları ifşa etmenin gerekli olduğunu belirtti.

Silah ve Finans Kişilerden Değil Devletlerden Sağlanıyor

Suriye düşmanlarına yardım edenlerin varlığı ve bunlarda bulunan büyük miktardaki silahların yanı sıra silahların kaynağına ilişkin bir soruya cevap olarak el-Esad; “özellikle ilk ayda olmak üzere başlarda olanların gerçeğini anlamak zordu.. silahlar yada finans nereden sağlanıyordu.. gerçekten silah ve finans sağlanıyor muydu.. ilk başta bu konulara ilişkin soru işaretleri mevcuttu.. günümüzde ise ve Suriye'deki krizin başlamasından 7 ay sonra; henüz tam olarak tamamlanmış olmasa da elimizde net ve kesin bilgiler oldu.. Teröristlerle yapılan soruşturmalar ve dışarıdan gelen bilgiler neticesinde kesin ve net bilgiler elde ettik.. şimdi; komşu ülkelerden Suriye sınırları üzerinden silah kaçakçılığının yapıldığına ilişkin hiç bir şüpheye yer vermeyen kesin bilgilere sahibiz.. aynı zamanda finansın sağlandığı konusunda da aynı şekilde bilgilere sahibiz.. bir çok ülkede bulunan ve bu eylemleri yöneten kişiler hakkında da kesin bilgilerimiz bulunuyor.. bu kişilerin ülkelerle ilişkileri konusunda dakik bilgilerimiz yok.. fakat silahların niteliği, türü, miktarı ve finans hacminden tüm bunların kişi tarafından değil de devletler tarafından yapıldığını biliyoruz.. bu ülkelerin kim olduğunu söylemek için, daha net verilerimiz olmalı.. böyle bir durumda gerekleri ortaya koymaktan çekinmeyeceğiz..” dedi.

Özellikle İsrail yapımı bombalar olmak üzere silah ve mühimmatın kaynağına ilaveten bu silahları ithal eden ülkelerin bulunup bulunmadığına ilişkin bir soruya verdiği cevapta el-Esad; “evet; aralarında İsrail yapımı silahlar dahil olmak üzere elimizde farklı ülkelerden silahlar bulunuyor.. fakat bu silahların kaynağının İsrail’den yada bu silahlara sahip olan başka bir ülkeden olduğunu tespit etmek kolay değil.. sivilleri hedef alan yerlerde yerleştirilmiş mayın ve bombalar mevcut.. bunlar sivilleri hedef aldığı gibi askerleri, güvenlik güçlerini ve polisleri de hedef alabilir.. anti tank silahları da bulunuyor.. bu da yeni ve tehlikeli bir durumdur.. dolayısıyla tüm bunlar; silahlandırmanın arkasında kişiler değil de devletlerin bulunduğunu kanıtlıyor.. kişiler, bu ülkelere sadece bir örtü teşkil ediyor olabilirle..” dedi.

Sözlerine devam eden el-Esad; “silahlar nerden geliyor!.. komşu ülkelerden.. buna rağmen söz konusu komşu ülkeleri kaçakçılığa bulaşmakla suçlamamız mümkün değildir.. tüm ülkelerde olduğu gibi, komşu ülkelerle tüm sınırları kontrol etmek kolay değildir..

Mülakatının bitiminde Rusya Televizyonuna teşekkür eden el-Esad; “bu program aracılığı ile, gerçekleri Rus izleyicilerine taşımakta önemli bir rol oynayacağınızı düşünüyorum.. “ dedi.

Armed Terrorist Groups Attack Ambulances and Medical Crews- SANA

HOMS, (SANA) – Armed terrorist groups on Sunday attacked ambulances and assaulted medical crews in Homs to prevent them from transporting injured people.

Ambulance driver Raafat Mousa told the Syrian TV that while he was transporting injured people from Bab Amro area along with Chief Warrant Officer Mahmoud Qmeiro, they came under heavy gunfire from armed terrorist groups, martyring Qmeiro.

In turn, ambulance driver Ahed Nemra said that while carrying out his duties, gunmen opened fire on his ambulance before reaching the Health Directorate traffic light, adding that the attackers were in a Kia Rio that had been pursuing them since they were in al-Qusour area.

500 Gunmen Attack Police Station in Khasham Town, Criminal Confesses

Terrorist Badri Khedr al-Hassoun confessed to attacking the police station of Khasham Town in the Eastern Province of Deir-Ezzor along with a big gang, stealing weapons and money and attacking police members.

Hassoun, who has a criminal record, said in the confession broadcast by the Syrian TV Channel on Sunday that he, along with 500 gunmen gathered in front of the police station, as they could seize weapons and steal a sum of money.

"We also attacked three police members, took their weapons and ammunition and then we destroyed the building," the criminal added.

President al-Assad to Rossiya 1 TV: Any Consideration of Aggression Against Syria Will Be More Costly than the World Could Afford- SANA



DAMASCUS, (SANA) – In an interview with Russia's Rossiya 1 TV channel on Sunday, President Bashar al-Assad discussed developments in Syria and the region, Syria's efforts to emerge from the crisis, the dangers and repercussions of any aggression against Syria or interference in its internal affairs, relations with Russia, and western sanctions.

Regarding the likelihood of the west waging an aggression against Syria and the idea that western military action against Syria is preplanned, President al-Assad said that the claims regarding the possibility of a western aggression against Syria is heard from time to time, particularly during crises between Syria and western countries within the past few decades, and that these claims aim at pressuring Syria to change its political stances.

President al-Assad said that Syria takes all possibilities into consideration even if this issue isn't discussed in the media through leaks, noting that when the homeland is threatened in a military or security fashion, then the balance of power – who is stronger and who is weaker – has no value, adding "if you as a country represent a small and weak country and the enemy is big and strong, it's natural to defend the homeland regardless of balance."

He pointed out that others' considerations regarding the scenario of aggression against Syria aren't easy, and that Syria has a unique position in geographic, geopolitical, historic and other terms, as Syria is the meeting place of all or most the cultural, religious, sectarian and ethnic components of the Middle East.

President al-Assad elaborated by saying that Syria is the meeting place of two "tectonic plates" and that any attempt to destabilize these plates will lead to a massive earthquake that damages the entire region and affects the whole world, adding that any mention of such a scenario would be more costly than the world could afford, which is why it seems that the trend is moving towards political, political and economic pressure.

His Excellency said that there is no doubt that that Syria is counting on Russia, primarily because of the historic relations between the two countries and because Russia is a superpower and a permanent Security Council member, pointing out that Syria played an important role since the first days of the crisis and that the two governments were communicating directly, with the Syrian government explaining to Russia the details of the situation based on Syria's importance and influence in terms of the situation in the Middle East and the region.

"Russia knew the dangers of the attempts at foreign interference in Syria, thus Russia played an important role in the international arena, with the most recent action in this regard being the Russian veto at the Security Council," he said, adding that Syria is counting on the Russian stance and continuing support not just in defense of Syria, but also in defense of worldwide stability.

In response to a question on a Communist opposition figure thanking Russia for its veto while others burned Russian flags in Syrian cities, President al-Assad said regarding the first point that any Syrian citizen would have the same response as anyone with the least amount of patriotism would be grateful for Russia's stance at the Security Council, adding that being in the opposition or a loyalist or somewhere in between doesn't mean differing in political issues, as there is no difference in opinion with the opposition regarding Syria's sovereignty and rejection of foreign interference and confronting terrorism; the differences lie in internal issues and political, economic, cultural and other issues.

"Regarding the burning of flags, I don't believe we can put that in the frame of political work as it doesn't represent opposition or anything else. It often represents individual cases that may be spurred from abroad to complete the media image of the big lie being promoted about Syria in foreign media, showing Russia as if it supports a state against the people… this is the supposed media game behind this action," President al-Assad pointed out.

On the subject of who is represented by the opposition, President al-Assad said that such an issue would be more accurate after elections and the emergence of new parties, which would decide which sections of the society the opposition represents.

"We're dealing with everyone; with all the forces on the Syrian arena because we believe that communication with these forces is very important, without specifying who has a popular base and who doesn’t," President al-Assad said, stressing that a more accurate answer can be given after the elections which should take place in February 2012...

Sunday, October 30, 2011

“Türkiye’nin bölgesel rolü” fikriyatıyla tanzim edilen zihinler- Kenan Çamurcu

Destabilising the Middle East- By Patrick Seale- Cham Press



The U.S. Government’s excitable accusation that Iran paid a Mexican drug dealer to blow up the Saudi ambassador in a Washington restaurant adds a further destabilising factor to an already dangerously unstable Middle East. It moves the interminable U.S.-Iranian quarrel one step closer to an armed conflict and it fans into flame the latent antagonism between the Kingdom of Saudi Arabia and the Islamic Republic of Iran.

A U.S.-Iranian war would have potentially devastating consequences for the region, for the United States and the world. The smaller Gulf States, several of them home to large U.S. military bases, would find themselves in the line of fire. Their spectacular accomplishments of recent decades could be turned to rubble. Attacks against U.S. targets in Iraq, Afghanistan and elsewhere would undoubtedly multiply. The Arab world’s sectarian tensions between Sunnis and Shi ‘is, already greatly exacerbated by America’s war in Iraq, would be further increased. For the industrial world, a regional war would immediately disrupt oil supplies, further worsening the current economic crisis...

Suriye’de yönetime verilen destek giderek artıyor- YDH

YDH- Halep, Şam, Haseke ve Lazkiye’den sonra bugün de binlerce Suriyeli Suveyda kentinde düzenlenen gösteride Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’e ve açıklanan reform programına destek verdi.

Suriye, bunalımdan daha da güçlenmiş olarak çıkıyor- YDH

Syria's President Assad: 'I live a normal life - it's why I'm popular'- The Sunday Telegraph



Three thousand demonstrators have died fighting his rule, but - in an exclusive interview - Bashar al-Assad, president of Syria, tells Andrew Gilligan he will not go the way of Gaddafi.

When you go to see an Arab ruler, you expect vast, over-the-top palaces, battalions of guards, ring after ring of security checks and massive, deadening protocol. You expect to wait hours in return for a few stilted minutes in a gilded reception room, surrounded by officials, flunkies and state TV cameras. You expect a monologue, not a conversation. Bashar al-Assad, the president of Syria, was quite different.

The young woman who arranged the meeting picked me up in her own car. We drove for 10 minutes, then turned along what looked like a little-used side road through the bushes. There was no visible security, not even a gate, just a man dressed like a janitor, standing by a hut. We drove straight up to a single-storey building the size of a largeish suburban bungalow. The president was waiting in the hall to meet us.

We sat, just the three of us, on leather sofas in Assad’s small study. The president was wearing jeans. It was Friday, the main protest day in Syria: the first Friday since the death of Colonel Gaddafi had sunk in. But the man at the centre of it all, the man they wanted to destroy, looked pretty relaxed.

He thought the protests were diminishing. After they started, in March, “we didn’t go down the road of stubborn government. Six days after [the protests began] I commenced reform. People were sceptical that the reforms were an opiate for the people, but when we started announcing the reforms, the problems started decreasing... This is when the tide started to turn. This is when people started supporting the government... [but] being in the middle is very difficult when you have this strong polarisation.”

The problems were not mainly political, he thought. “It’s about the whole of society, the development of society. Different problems have erupted as one crisis. We adopted liberal economics. To open your economy without preparing yourself, you open up gaps between the social strata. If you do not get the right economic model, you cannot get past the problem.”

Assad: challenge Syria at your peril- The Sunday Telegraph

Syria's president, Bashar al-Assad, has warned that Western action against his country would cause an "earthquake" that would "burn the whole region".

In his first interview with a Western journalist since Syria's seven-month uprising began, President Assad told The Sunday Telegraph that intervention against his regime could cause "another Afghanistan".

Western countries "are going to ratchet up the pressure, definitely," he said. "But Syria is different in every respect from Egypt, Tunisia, Yemen. The history is different. The politics is different.

"Syria is the hub now in this region. It is the fault line, and if you play with the ground you will cause an earthquake … Do you want to see another Afghanistan, or tens of Afghanistans?

"Any problem in Syria will burn the whole region. If the plan is to divide Syria, that is to divide the whole region."

Thousands of anti-government demonstrators took to the streets in two Syrian cities on Friday to demand the imposition of a Libyan-style no-fly zone over the country. According to the United Nations, at least 3,000 civilians, including 187 children, have been killed during protests against the regime. Thousands more have been imprisoned. The government says 1,200 members of the security forces have also died...

Türk Kadınlar Heyeti Suriye'ye Geliyor- SANA Türkçe

HALEP – Eski milletvekili, parti ve cemiyet başkanlarının yanı sıra aktivistlerden 40 kadının bulunduğu bir Türk kadınlar heyeti; Suriye'nin tanık olduğu durumların gerçeğini görmek için bugün Halep ilini ziyaret ediyorlar.

Ali Turkawi al-Ali's Family: Our Father Was Murdered by Terrorists for Refusing to Join Protests and Bear Arms- SANA



DAMASCUS, (SANA) – The children of Ali Turkawi al-Ali, from the village of al-Huwayja in al-Ghab area, on Saturday related the details of how an armed terrorist group murdered their 70 year-old father on a road near Jisr al-Shughour a month ago for refusing to bear arms against the Syrian army.

In an interview with the Syrian TV, Malek Ali Tukrkawi al-Ali said "terrorist killed my father on September 29th because he and his family refused to join protest," adding that when the family learned of the crime they were threatened with murder, with terrorists placing bombs in front of houses, burning cars, demolishing houses, burning crops, shooting at a cow barn, and desecrating the father's grave.

Fifteen Army, Security Forces, Police and Civilian Martyrs Laid to Rest- SANA

PROVINCES, (SANA)- Fifteen army, security forces, police and civilian martyrs on Saturday were escorted from Tishreen, Homs and Deir Ezzor Military Hospitals to their final resting place in their villages and cities after they were targeted by the armed terrorist groups in Hama, Homs, Deir Ezzor, Idleb, Daraa and Damascus Countryside during the last week.

Solemn processions were held for the martyrs as they were carried up on shoulders covered with wreaths of laurel and flowers and the national flag while the Military Band was playing the music of the "Martyr" and the "Farewell."

The martyrs are:

- Colonel, Malek Ahmad Qassem from Lattakia.

- Lieutenant Colonel, Mahdi Ibrahim Zaini from Lattakia.

- Warrant Officer, Fater Ahmad Mohammad from Hama.

- Warrant Officer, Soldier Dani Anis Homsi from Damascus.

- Sergeant, Rami Juma'a al-Saffourieh from Idleb.

- Sergeant, Hassan Mohammad al-Abbas from Hama.

- Sergeant, Ismail Mohammad al-Hamoui from Hama.

- Conscript Policeman, Mohammad Attallah Faqi from Aleppo.

- Conscript Policeman, Ahmad Mohammad Durgham from Aleppo.

- Conscript, Abdul-Wahhab Hilal al-Hussein from Deir Ezzor.

- Conscript, Ahmad Suleiman al-Salama al-Tarshan from Daraa.

- Conscript, Khalaf Mohammad Ahmad from Raqqa.

- Conscript, Ahmad Naser Anjazi from Homs.

- Conscript, Ali Talal al-Khani from Idleb.

- Civilian, Mahmoud Hussein al-Halabi from Damascus Countryside.

Authorities Clash with Terrorist Groups in Homs, Kill Six, Arrest Twenty- SANA







Saturday, October 29, 2011

Arap komitesinin açıklamasına Şam’dan sert tepki- YDH



Confusing Syria with Libya? Fact checking AI’s “hospitals investigation” (Franklin Lamb- Al-Manar)


This observer counts himself among Amnesty International’s more than 3 million supporters and members in more than 150 countries and territories who also strongly endorse AI’s campaigns to end grave abuses of human rights. I share AI’s vision for every person to enjoy all the rights enshrined in the Universal Declaration of Human Rights and other international human rights standards.

In Beirut, I attend their events and was honored to play a small part in assisting with last spring’s AI research on the subject of disappeared Palestinians and Lebanese which resulted in AI’s excellent April, 2011 publication: Never Forgotten: Lebanon’s Missing People. This report documents one of the bitter legacies of the 1975-1990 civil war which is the thousands of people whose fates remain unknown.

Arab League in Damas; Pro-Assad Demos, Strike in Homs, Killings, Ambassadorial tit for tat- Syria Comment

Thursday, October 27, 2011

Milyonlar Ulusal Bir Senfoni Oluşturdu- SANA Türkçe


LAZKİYE – Lazkiye ilinin Valilik Meydanında toplanıp ulusal bir tablo oluşturan bir milyondan fazla vatandaş, reformlara ve ulusal karar bağımsızlığına desteklerini ifade ederken her türlü dış müdahaleyi reddetti.

Lazkiye ilindeki tüm toplumsal kesimlerin yanı sıra sivil, sendikal ve gençlik faaliyetlerinin bir araya geldiği mitingde katılımcılar attıkları sloganlarla ulusal bir senfoni oluşturdu.

Türk Heyet Suriye'ye Desteğini Vurguladı- SANA Türkçe


ŞAM – Suriye'ye bir dayanışma ziyaretinde bulunan Türk Heyet, iki komşu halkı birbirine bağlayan tarihi ve sosyal ilişkiler gereği maruz kaldığı dış komploya karşı Suriye'nin yanında olduğunu belirtti.

Türk Heyet dün Doktor Muhammed Sait Ramazan el-Buti ile bir araya gelirken Doktor el-Buti heyete Suriye'deki gerçek olaylar, yaşanan koşullar, medyanın bu olayları abartması ve çevirdiği oyunlar hakkında bilgi verdi.

Türk Heyetin üyelerinden Şeyh Lütfullah Kaleli, Suriye'nin yeni Ortadoğu Planının uygulanabilmesi amacıyla güvenlik ve istikrarıyla birlikte direnişi destekleyen tutumunu hedef alan bir komployla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Şeyh Kaleli, heyetin Türk halkına gerçekleri aktarmaya çalışarak basın dezenformasyon kanallarının Suriye'deki olaylara ilişkin uygulamalarını açığa çıkaracağını belirtti.

Diğer yandan Yazar ve Siyasi Analist Rıza Zelyut, Türk halkının karşılaştığı saldırıya karşı Suriye'nin yanında yer aldığını, Amerikan emperyalizmi ve İsrail işgal planlarına hizmet eden bölgedeki politikalarına karşıt tutumlarını desteklediğini bildirdi.

Bölgeye yönelik Siyonist Planlardan söz eden Yazar Zelyut, bu planların sonuncusunun bölgeyi parçalamayı hedefleyen yeni Ortadoğu Projesi olduğuna işaret etti.

Zelyut, Suriye ve Türk halklarının bu projenin uygulanmasını engellemek ve karşısında durmak amacıyla uygulaması gereken mekanizmalara değindi.

Şeyh Hikmet Gazi ise, Suriye yönetiminin açıkladığı reform adımlarının Suriye'nin yeni aydınlık bir geleceğe doğru güven ve umutla ilerlediğinin kanıtı olduğunu söyleyerek "güvenlik ve istikrarın hedef alınması ve bozgunculuk eylemleri Suriye'nin ortak yaşamını vurmayı amaçlayan bir komployla karşı karşıya olduğunu gösteriyor" dedi.

"Suriye'ye ve halkına desteğimizi ifade etmek, Türk halkına olayların gerçek yüzünü ve Suriye'yle birlikte bölgeyi hedef alan dış planları aktarmak için geldik" diyen Şeyh Yusuf Dülger, Suriye'nin istikrarının sarsılmaya ve ulusal birliğinin vurulmaya çalışıldığına dikkat çekti.

İzmir'den İslam Hukuku Öğretmeni Sedat Şenerman, Suriye'nin direniş ülkesi olduğunu, halkının bilinci ve bilgeliği sayesinde dış planları başarısızlığa uğratabildiğini ifade etti.

Bu arada Doktor el-Buti, Suriye'ye yönelik saldırının direnişçi, mücadeleci ve teslimiyeti reddeden tutumları sonucu geldiğini bildirerek Suriye için özgürlük ve demokrasi istemediklerini, sömürge parmaklarının Suriye'ye uzanmak ve Suriye halkını yok etmek istediğini, fakat başarılı olamayacağını vurguladı.

El-Buti Türk Heyete, Suriye halkının mesajlarını Türk halkına taşıma çağrısında bulundu.

Bu arada Türk Heyet, Türkiye'nin farklı illerinden seçkin 7 din adamının yanı sıra iki Türk gazeteciden oluşuyor.

Milyonlar Tek Yürek Tek Ses Oldu- SANA Türkçe



ŞAM – Bir milyonu aşkın vatandaş sabahın erken saatlerinden itibaren Şam’ın en büyük meydanlarından biri olan Emevi Meydanında Suriye Ailesi Ağacı karnavalına katılmak için yollara döküldü...

Ayrıca bir milyonu aşkın kişinin katıldığı karnavalda Emevi meydanın ortasına 500 metre uzunluğunda, ortasına Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın dev bir fotoğrafı ve büyük bir bayrakla birlikte farklı illerden vatandaşların ulusal birliğe bağlılıklarının bir ifadesi olarak kanlarıyla parmak bastıkları ve isimlerini yazdıkları Suriye Aile Ağacı tablosu açıldı...

Öte yandan Suriye-Türkiye Kardeşlik Heyetinden Süleyman Okur Türk halkı adına Suriye halkına yönelttiği konuşmada, bu etkinliğe katılımlarının Suriye'deki gerçekleri görme açısından önemli bir fırsat teşkil ettiğini söyledi.

Ayrıca haberleri, bilgi kaynağı dezenformosyon kanalları olan Türk kanallarından takip ettikleri için gerçekleri göremediklerini, fakat şu an farklı bir görüşe ulaştıklarını ifade etti...


Lübnanlı eski Milletvekili Nasır Kandil ise, Suriye'nin şu an komploya karşı direnişinin ulusu parçalayan Sykes-Pİcot anlaşmasını reddetmesini hatırlattığına değinerek geçtiğimiz yüzyılda bölgeye komplo kuran ülkelerin dün Suriye'ye komplo kuran aynı ülkeler olduğuna, fakat farklı yöntem ve araçlar kullandıklarına dikkat çekti.

Şam Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler Profesörü Bessam Ebu Abdullah, Suriye halkının Suriye'yi geliştirmek ve modernleştirmek istediğini, bu halkın aynı zamanda reformları ve çoğulculuğu Suriye kriterlerinde istediğini belirterek "hiç kimseye içişlerimize müdahale etme izni vermeyeceğiz" diye vurguladı.

Vatana ve Liderine Bağlılık Sloganları Haseke'de de Yankılandı

Haseke'de ise, Cumhurbaşkanı Hafız el-Esad Meydanında toplanan on binlerce vatandaş, bağımsız ulusal karara desteklerini ve dış müdahaleyi reddettiklerini vurgulayarak Rusya ve Çin'in Suriye'ye destek veren tutumlarını takdir etti...

Suriyelilerden Beşşar Esed’e görkemli destek- YDH

YDH- Muhaliflerin grev çağrısına rağmen yüz binlerce Suriyeli Şam ve Haseke kentlerinde gösteriler düzenleyerek Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’e destek verdi.

Wednesday, October 26, 2011

Suriye'de Esad'a destek gösterisi- NTVMSNBC



ŞAM - Şam'ın en büyük meydanlarından biri olan Emevi Meydanı'nda sabahın erken saatlerinden itibaren toplanmaya başlayan yüzbinlerce Beşşar Esad yanlısı, Esad posterleri ve Suriye bayraklarının yanı sıra, Rusya, Çin ve Hizbullah bayrakları taşıdı.

Genç yaştaki katılımcıların yoğun olarak göze çarptığı gösteride bazı askerlerin "Allah orduyu korusun" sloganlarıyla omuzlara alınması dikkat çekti.

Birlik ve beraberlik yazılı pankartları taşıyan göstericiler, "Hristiyan, Müslüman, Sünni, Alevi, Kürt, Arap, hepimiz biriz, bölünmeyiz", "Batı ve ABD Suriye'den elini çek", "Rusya, Çin, Hizbullah ve İran'a selam" ve "sonsuza kadar Beşşar" sloganları atıldı.

Huge Masses Flock to Umayyad Square to Participate in 'Syria's Family Tree' Festival-






DAMASCUS, (SANA) – More than one million Syrian citizens on Wednesday flocked to the Umayyad Square, Damascus downtown, to participate in Syria's Family Tree Festival under the slogan "Long Live the Homeland and Its Leader…Syrian People are One Family."

The participants raised a 500-meter long family tree with the photo of President Bashar al-Assad at its center, in addition to the Syrian flag and papers including the names of Syrian citizens from several provinces who signed with their blood to express adherence to the national unity, rejecting all forms of foreign interference in Syria's affairs.

They voiced support to the comprehensive reform program led by President al-Assad, thanking the countries which have supported Syria.

The event also included a singing ceremony.

In Hasaka, 595 kilometers from Damascus, huge masses of the citizens gathered at the President Square to support the national independent decision, rejecting all forms of foreign interference.

The participants expressed appreciation for the stances of Russia and China which support Syria in facing the conspiracy hatched against it.

Suriye Ailesi Ağacı Karnavalında Bütün Halk Tek Yürek Tek Ses Oldu- SANA Türkçe






ŞAM – Bir milyonu aşkın vatandaş sabahın erken saatlerinden itibaren Şam’ın en büyük meydanlarından biri olan Emevi Meydanında Suriye Ailesi Ağacı karnavalına katılmak için yollara döküldü.

Yaşasın Vatan Yaşasın Vatan Lideri.... Suriye Halkı Tek Bir Ailedir şiarı altında düzenlenen karnavalda küçük büyük bütün insanların ellerinde dalgalanan vatan bayraklarına ulusal bağlılık ve vatan sever sloganlar eşlik ediyor.

Ayrıca bir milyonu aşkın kişinin katıldığı karnavalda Emevi meydanın ortasına 500 metre uzunluğunda, ortasına Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın dev bir fotoğrafı ve büyük bir bayrakla birlikte farklı illerden vatandaşların ulusal birliğe bağlılıklarının bir ifadesi olarak kanlarıyla parmak bastıkları ve isimlerini yazdıkları Suriye Aile Ağacı tablosu açıldı...

Gto Heyeti, Suriye'nin Gaziantep Başkonsolosunu Ziyaret Etti- Haberler.com



Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aslan, Meclis Başkanı Zeki Yağcı ve Yönetim Kurulu üyeleri Suriye'nin Gaziantep Başkonsolosluğu görevine atanan Muhammed Necdet Şehit'i ziyaret etti.

Ziyarette konuşan GTO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aslan, Suriye ile Türkiye'nin dost ve kardeş iki komşu ülke olduklarına dikkat çekti. Aslan,iki ülke halkının yüzyıllardır aynı coğrafyada kardeşçe yaşadığını ve birçok ortak noktalarının bulunduğunu belirtti.

Aslan, Suriye ile ilişkilere büyük önem verdiklerini söyleyerek, şunları söyledi:

"Bize göre son dönemde yaşanan gelişmeler önemli değil. İki ülke insanları arasındaki sosyal ve ticari ilişkiler bizi bağlar. Biz Gaziantep Ticaret Odası olarak Suriye'deki Odalarla ilişkilerimizi eskiden olduğu gibi sürdürüyoruz. Dostluk ve kardeşlik ilişkilerimiz devam ediyor. İki ülke arasında yakın zamana kadar siyasi anlamda da iyi bir noktaya ulaşılmıştı. Son dönemde iki ülke arasında siyasi bir gerginlik söz konusu. Bu gerginliğin geçici, dostluğumuzun ve kardeşliğimizin kalıcı olması tek temennimiz."

Suriye'nin Gaziantep Başkonsolosu Muhammed Necdet Şehit de ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Dostlarımızı, kardeşlerimizi bugün burada görmekten ve ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Türkler ve Suriye halkı arasında birçok ortak nokta var. Geçmişe dayanan köklü bağlara sahibiz. Önümüzdeki dönemde sizlerle sürekli olarak iletişim halinde kalarak ülkelerimiz arasındaki ilişkileri her alanda geliştirme çabası içerisinde olacağım. Özellikle siz değerli Türk işadamlarımızın Suriye ile ticarette yaşadıkları sorunları bizlere iletmeniz durumunda en kısa sürede çözüme kavuşturmak öncelikli görevlerimiz arasında yer alacaktır. Bundan hiçbir şekilde şüpheniz olmasın" dedi.

Kaddafi’nin suç ortağı çıktı- YDH

YDH- Libya devrimine liderlik eden Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdulcelil’in adalet bakanlığı yaptığı dönemde 32 mahkumun kurşuna dizilmesi kararını onayladığı açıklandı.

Al-Shara Offers Condolences at the Funeral of Late Saudi Crown Prince- SANA



Tuesday, October 25, 2011

Events in Syria ‘threaten Turkey, Iran and Azerbaijan’ (An Interview with Yasin Atlıoğlu- News.Az)

News.Az interviews Yasin Atlioglu, Turkish political scientist.


What has caused Turkey’s political activeness around events in Syria and Lebanon?

The processes that started in early 2011, called ‘Arab spring’ in the West have fully frustrated the Turkey’s policy in the region. In the light of actions by world superpowers, particularly, the United States and their western allies, Turkey has come to the state of observer over the processes in the Middle East. This deteriorated its relations with Syria, Iran and Russia with whom it had good relations just seven months ago.

All the same, permission by Ankara to place radar station in Turkey under pressure of the US government on the early prevention of the missile threat caused a great outrage in the region headed by Iran and Russia.

Several observers believe that in case Turkey fails the policy in Lebanon and Syria, it will lose its influence in the Arab world. Do you agree?

I fully share this opinion. The pro-western foreign political strategy of Turkey over the past months has already started to cause damage to its influence in the Arab world. The image of Turkish Premier Recep Tayyip Erdogan as charismatic leader, who has the influence in the Arab world, is being exaggerated by progovernmental mass media of Turkey. The recent judgments about the use of elements of neo-Ottomanism in the foreign policy of Turkey caused negative attitude of the Middle East. All the same, the actions by Turkey, as a Sunni country in the region, will influence strained relations between the religious trends, particularly between Sunnis and Shias and thus will have a negative influence on strengthening regional security. One of the main factors that promoted growth of Turkey’s influence in the Middle East was the equal attitude of the Turkish government to all religious minorities, as well as the striving to the resolution of conflicts from the position of the neutral side.

Disavowal of this policy by Turkey in early 2011 and the actions of the Turkish government in the region as the executer of the western policies and the Turkish representative’s action as an executer of western policies will pave the way to the quick loss of influence by Turkey. Anti-Israeli statements of Erdogan and intervention with Arab countries just raised his influence in the society.

Turkey demands support of Azerbaijan to its policy against Israel. Will it be right for Ankara to demand the same position in relation to Syria?

Turkey and Azerbaijan are fraternal countries. Both states have more advantages in the development of political and economic relations, and joint addressing of the challenges they face in the international arena. The depth of historical and cultural relations encourages the Government of Azerbaijan and Turkey to an alliance. However, please note that these two countries have different foreign policies. An example may be that Azerbaijan gives priority to relations with Turkey and Russia. During the development of the Turkish-Russian relations, the relationship of these three states, ie Russia, Azerbaijan and Turkey, become stable.

But Azerbaijan's relations with Russia are based on its own foreign policy interests of Baku. Therefore, if Azerbaijan part should not force Turkey to carry out the pro-Russian policy, Turkey should not expect from Azerbaijan to support it against Israel and Syria.

The transformation of the radical Islamist uprising in Syria in the civil war will affect security in the region. The collapse of state structures and chaos in Syria would have a direct impact on the internal stability and security of Turkey, Iran and Azerbaijan.

Azerbaijani officials, providing full support to Turkey in the implementation of projects that affect the development and prosperity in the region, should distance from the uncertain and adventurous foreign policy pursued by the Turkish government in the region.

Can Azerbaijan tolerate worsening relations with Syria where it has normal ties?

Azerbaijan's foreign policy towards Syria for a number of political and economic reasons, has limited capabilities. In this regard, Syria can seem not so important country to Azerbaijan. But, as I said, the potential political and military crisis in Syria at first can affect the security and economic interests of Turkey and Iran, and then Azerbaijan.

Recently, Turkish Energy Minister Taner Yildiz stated possibility of termination of deliveries of Azerbaijani gas to Syria via Turkey. It is clear that the breach of security in the region cannot be about preserving the economic and commercial activities The statement of the Turkish Energy Minister Yildiz coincided with the political rhetoric of the Turkish government against Syria. Therefore, it becomes apparent that the processes around Turkey and Azerbaijan have a direct impact on them. Unless Turkey, Azerbaijan, Iran, Russia and Syria deepen mutually beneficial political and economic relations, it would be impossible to achieve prosperity and peace in the region. The increase of tension and competition among these five countries will serve the US and European influence in the region.

N.H.
News.Az

Yasin Atlıoğlu: “Suriyada baş verən hadisələr, Türkiyə, İran və Azərbaycan üçün təhlükəlidir” (Gün.Az-ın Türk politoloq Yasin Atlıoğlu ilə müsahibəsi)

Youth Rally in Damascus to Express Support to Reform Program- SANA



Sunday, October 23, 2011

'Geldik! Gördük! Öldürdük!' / Banu AVAR

Bir devlet başkanıydı o. Önünde yerlere eğildikleri… Doğal gazına petrolüne göz diktikleri… Ve kendi halkının ‘bir kısmının’ yardımı ve ABD’nin beslediği El Kaide elemanları eliyle katledildi! Tüm batı ekranlarında bir devlet başkanının, Sirte sokaklarında linç edilmesi canlı izletildi.. El Cezire TV bu cinayetin sarsak ceb telefonu kayıtlarını gösterdi.

Kaddafi, kanlar içinde yerlerde sürüklendi ve canverdi! İşte bu medeniyetti!!!

Yüzlerce Kişi Türk Hükümetinin Tutumlarını Protesto Etti- SANA Türkçe




ŞAM – Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği önünde dün toplanan yüzlerce kişi Türk hükümetinin Suriye'ye ilişkin tutumunu protesto etti.

Ulusal birlik çağrısında bulunup Suriye'nin içişlerine yönelik dış müdahaleyi reddeden katılımcılar, Suriye bayraklarıyla birlikte vatan egemenliği ve bağımsız kararını vurgulayan pankartlar taşıdı.

Hundreds voice rejection of Turkish government's stances regarding Syria in front of Turkish Embassy- Cham Press

DAMASCUS– Hundreds of Syrians gathered on Saturday in front of the Turkish Embassy in Damascus to voice rejection of the Turkish government's stances.

Participants carried Syrian flags and banners affirming the sovereignty of Syria and the independence of its decision-making, chanting slogans calling for national unity and rejecting foreign interference in Syria's internal affairs...

Friday, October 21, 2011

Suriye ve Türkiye Arasında Belbele Yaratmaya Çalıştık- SANA Türkçe


...Lübnan Üzerinden Silah İçin 1 Milyon 200 Bin SL

Bu aşamadan sonra, nasıl silah temin edebiliriz diye düşünmeye başladık. Abdülhadi, kendisine bir yerden para geleceğini söyledi. bir süre sonra kendisine Lübnan tarafından 1 Milyon 200 Bin SL ulaştı. Ondan sonra Telbise’de silah tüccarı olarak tanınmış Ebu Accac’tan, Hilmiye ailesinden bir de Eyüp ailesinden silah satın aldık.

Aldığımız silahlar, 7 kaleşnikof otomatik silah ve 3 pompalı tüfek idi.

Polis Arabasına Saldırı

Bir gece saat 12 civarı Abdülhadi bizlerden bir eylem gerçekleştirmek için çıkmamızı istedi. Abdülhadi, Mahir ve Alaa bir araca, el-Ukeydi ile ben de başka bir araca bindik. Her iki araç da, biri beyaz diğeri siyah renkte olan Kia Rio marka idi.

Anayola çıkmadan önce bizlerden durmamızı istediler. Onlar yola, Ğacar yol ayırımına doğru devam ettiler. Saat 1’e doğru kurşun ve roket sesi işittik. Abdülhadi döndüğünde bizlere Ğacar kavşağında bir polis aracına RPG ile saldırdıklarını söyledi.

Hedef Suriye ile Türkiye Arasında Belbele Yaratmak

Gösteriler esnasında yolları tekerlek lastikleriyle kapatıyorduk. Zira Telbise yakınlarında uluslar arası yolu yaklaşık 5 defa kapattık. Bir Türk otobüsüne ateş açtık. Bununla de Suriye ile Türkiye arasında belbele yaratmayı hedefliyorduk. Çünkü bu yol, Suriye’ye gelen Türk araçların en çok kullandığı yol idi.

Kızları Kaçırıp Tecavüz Ettikten Sonra Öldürüyorlar

Abdülhadi ile Mahir, Kia Rio marka bir araçla çıkıyor ve kız kaçırıyorlardı. Cebburin’den (bölgesinden) iki, el-Meşrefe’den (bölgesinden) iki ve Üm Şerşur’dan (bölgesinden) bir kız kaçırdılar. Bu kaçırma eylemleri arasında zaman açısından farklılık vardı. Kızları kaçırıp onlara tecavüz ediyorlardı. Daha sonra bir tarlaya götürüp öldürüyorlardı.

500 Silahlı Terörist Halkı Tehdit Ediyor

Cuma günleri namazdan önce Telbise’de yaklaşık 500 silahlı çıkıyor, insanları gösterilere çıkmaları için tehdit ediyordu. Gösteriler başladıktan sonra kimi silahlılar göstericilerin arkasında ilerlerken, kimileri de göstericilerin yan tarafında yürüyordu.

Göstericilerin Üzerine Ateş Açılıyordu

Her gösteriden sonra işyerlerine saldırılıyor, yakma ve yağmalama yapılıyordu. Bununla, yine güvenlik güçlerini suçlamak hedefleniyordu.

Aynı zamanda göstericilerin de üzerine arkadan kasıtlı olarak ateş açılıyordu. Yaklaşık on gösterici bu şekilde öldü. Bununla hedeflenen hem güvenlik güçlerini itham etmek hem de belbele yaratmaktı.

Hırsızlık ve Haraç

Abdülhadi’nin grubu, hırsızlık ve kaçırma eylemleri düzenliyordu. İşinden dönen Süheyl Mutsu adlı kişiyi kaçırdılar ve 1 Milyon SL fidye istediler. Meblağı aldıktan sonra onu serbest bıraktılar.

Yine bu grup Mekremiye bölgesinden 25 koyun çaldı. Yine, çoğu yerden haraç alıyorlardı. Mesela artezyen açtıracak olan şahıs kendilerine 10 bin SL vermek zorunda idi. Bunların dışında üç tane de araç çaldılar.

Iran slams PKK terror acts in Turkey- PRESS TV


Iran has strongly condemned the recent terrorist attacks in southern Turkey, where terror elements of the outlawed Kurdistan Workers' Party (PKK) killed 26 Turkish soldiers, Press TV reported.

Savaş nidası atanlar madem Suriye diyor...- Sol Haber

Türkiye'de medya, PKK saldırısını Suriye'ye karşı savaş propagandası yapmak için kullanıyor. Ellerinde Suriye'nin PKK saldırısının arkasında olduğuna dair hiçbir kanıt olmadığını kendileri söyleyen kalemşörler, Türkiye topraklarında üs kurmuş ve Suriye'de kanlı saldırılar düzenleyenleri ise görmüyor, duymuyor...

Türkiye'de medyanın performansı, habercilik dışında ne varsa onunla göz dolduruyor. Hakkari Çukurca saldırısının ardında hemen Suriye ve İran'ı "gören" gözler, bu iddialarını somut hiçbir delile dayandıramazken, en son Çukurca saldırısından bir gün önce, komşu ülke Suriye'de ülkenin güvenlik güçlerine yönelik saldırı düzenleyen "Özgür Suriye Ordusu"nun ana karargâhının Hatay'da bulunduğu nedense görmezden geliniyor.

Dün Başbakan Tayyip Erdoğan ile temsilci düzeyinde yapılan toplantıdan ise, "daha ne kadar manipülatif olunabilir" sorusunun cevabı dışında bir telkin almadığını tahmin edebileceğimiz medyanın, ilkeli ve sorumlu habercilikten çok, AKP hükümetinin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte işler ortaya koyacağı anlaşılıyor.

Çukurca'yı iyi kullandılar

Aportta bekleyen medya dün, Çukurca'da yaşanan saldırıyı İran ve Suriye'ye dönük düşmanlığı arttırmak için kullandı. Sorumlu habercilik örneği gösteren ve barışa yönelik çağrılarda bulunan muhalif basın dışında, Radikal gazetesinden Cengiz Çandar, Milliyet'ten Aslı Aydıntaşbaş ve Zaman'dan Mümtazer Türköne'nin başını çektiği fırsatçı kalemler PKK'nın İran ve Suriye ile ilişkisini öne çıkardı ve saldırının arkasında bu iki ülkenin olduğu iddiası dile getirildi. Haberlerde ise "Saldırı emri Suriyeli Bahoz Erdal'dan" iddiası manşetlere çekilirken, Suriye de payını aldı.

Fakat Çukurca saldırısından bir gün önce Suriye'de yaşanan gelişmelerin Türkiye'yi daha çok işaret eder hale gelmesi, medyanın gündemine yine giremedi...

Thursday, October 20, 2011

AL Chief: Syria Situation Requires Intervention- Al-Manar



Arab League Secretary General Nabil al-Arabi said in an interview published on Thursday that the situation in Syria requires the intervention of his organization.

“Syria is facing an unacceptable situation [characterized by] killing, oppression and violence,” he told An-Nahar newspaper. He also said that his repeated visits to meet Syrian President Bashar al-Assad resulted in “a minor change” in the regime’s policy.

Arabi said that Damascus rejected holding a national dialogue in the Arab League’s Cairo headquarters and insisted on hosting such a session only in Syria...

Komşu Ülkelerdeki Benzer Örgütler Destek ve Finans Sağlıyor- SANA Türkçe

ŞAM – Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Velid el-Muallim; Suriye'nin, güvenlik ve istikrarı sabote etme çabasında olan silahlı terör gruplarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu terör gruplarının komşu ülkelerde benzer örgütlerden destek ve finans aldıklarını ifade etti.

Nasrullah: Suriye bunalımı aşıyor- YDH


YDH- Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, Suriye’de reform programının yakında bütünüyle hayata geçirilmiş olacağını belirterek bunalımın aşılmaya başlandığını söyledi.

Will war break out in Syria? (Thierry Meyssan- Voltaire Net)

The war against Syria, planned by the United States, France and the United Kingdom for mid-November 2011, has been blocked in extremis by the Russian and Chinese vetoes at the Security Council. According to Nicolas Sarkozy, who informed the Maronite Patriarch of the matter during a stormy meeting at the Elysée Palace on 5 September 2011, the plan contemplates the expulsion of Middle East Christians by the Western powers. In this context a press campaign is underway in Europe to accuse the Christians of the Orient of collusion with the dictatorships. Mother Agnès-Mariam of the Cross, mother superior of the monastery of James the Mutilated in Qara (Syria) responds to this war propaganda.

MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN HALEP GÜNLERİ- Yeni Çağ

Çukurca’daki PKK saldırısı BOP eylemidir! (Arslan Bulut- Yeni Çağ)

Şehitler Kervanında 4 Şehit Uğurlandı- SANA Türkçe



HOMS – Eli kanlı terör gruplarının gaddar kurşunlarıyla daha önceki günlerde Homs ilinde yaşamlarını yitiren 4 şehit bugün, Homs Askeri Hastanesinde düzenlenen resmi törenle son yolculuklarına uğurlandılar...

Teröristleri Kovalama ve Yakalama Operasyonları Sürüyor- SANA Türkçe



HOMS – Güvenlik birimleri Homs ilinde teröristlere yönelik bugün bulunduğu takip operasyonları sonucunda vatandaşları kaçırıp katletmenin yanı sıra özel ve kamu mülklere saldırma ve asayiş güçlerine pusu kurma gibi terör eylemlerine katılan birçok teröristle birlikte, mühimmat ve gereç ele geçirdiler.

Güvenlik birimleri, Adnan Buta ve Yasin Kaddur isimli teröristlerle birlikte kendilerine Ebu Şam ismi vererek birçok kaçırma, katletme, gasp ve yerleşim alanlarına RPG roketi fırlatma eylemi uygulayan terör grubunu yakaladı...

Arms smuggling into Syria flourishes as revolt drags on- Al-Arabiya



As the revolt in Syria drags on, experts say weapons smuggling into the country has flourished, especially from Lebanon, with automatic weapons, grenades and hunting rifles in high demand.

They say that those behind the trafficking are smugglers in search of quick profits rather than political parties backing protesters against the Alawite-dominated regime in Syria.

“Smuggling networks that for years have operated along Syria’s borders seem to have turned to weapons trafficking in recent months,” said Peter Harling, a Damascus-based expert with the International Crisis Group.


“It appears that a market has quickly developed in a country which, contrary to Lebanon, Iraq, Yemen or Libya, had few weapons circulating beforehand,” he told AFP.

He said the smugglers were motivated by money, at least for the time being.

“I don’t think that at this point we can say, as the Syrian regime claims, that foreign powers are playing a significant role in this,” Harling said...

Wednesday, October 19, 2011

Experts Reject as “Ridiculous” US Claims against Iran- Al-Manar

PKK attacks on Turkish forces kill 26- PRESS TV



The Kurdistan Workers Party (PKK) terrorists have killed at least 26 Turkish soldiers in attacks in the country's southeast, Press TV reports.


The attacks were carried out overnight in the Cukurca district of the southeastern province of Hakkari, a Press TV correspondent reported Wednesday.

More than 100 PKK terror elements attacked bases of Turkish security forces in various areas in the district.

Turkish army announced that it launched airstrikes in response to the attacks. Armed clashes between the attackers and Turkish security forces continued through dawn.

Eighteen security forces were also injured in the clashes and were taken to the Hakkari Military Hospital.

Turkish military sources said that commandos also crossed into northern Iraq after PKK attacks.

In response to the incident, Turkish President Abdullah Gul has vowed that his country would engage in a "heavy revenge" on the terrorists.

Meanwhile, Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan canceled his planned trip to Kazakhstan due to the attacks, the premier's office announced.

PKK is a separatist terrorist group that launched an armed insurgency in 1984 for a separate Kurdish homeland in Turkey's southeast.

The Turkish government says some 2,000 PKK elements are operating close to the Turkish-Iraqi border in northern Iraq.

Listed as a terrorist group by Ankara and most of the international community, PKK is held responsible by Turkey for the loss of nearly 45,000 lives over the past two decades.

The Kurd militants reportedly launch their attacks from Iraq's Qandil Mountains in areas controlled by the Kurdistan Regional Government.

Syria unrest: Aleppo sees huge pro-Assad rally- BBC News

ABD’nin İranlı suikastçısı konusunda sürpriz gelişme- YDH

YDH- Amerikan yönetiminin Washington’daki Suudi Arabistan büyükelçisini öldürmeye çalışmakla suçladığı İranlılardan biri konusunda İnterpol’den çarpıcı bir bilgi geldiği bildirildi.

Mehr haber ajansının “güvenilir kaynaklara” dayandırdığı haberine göre uluslar arası polis teşkilatı İnterpol, Amerikan yönetiminin Suudi büyükelçisine suikast girişiminde bulunmakla suçladığı İran asıllı Golam Hüseyin Şekuri’nin İran yönetimi karşıtı Halkın Mücahitleri örgütü üyesi olduğunu bildirdi.

Kurtarılmış Esirler Şam’a Ulaştı- SANA Türkçe



ŞAM – Filistin Ulusal Direniş Hareketi HAMAS ile İsrail arasında esir mübadelesi görüşmeleri çerçevesinde işgalci İsrail Hapishanelerinden kurtarılan 16 Filistinli esir dün Şam havaalanına ulaştı.

Kurtarılmış esirler havaalanında kitlesel bir törenle karşılandılar.

Uzun yıllarını işgal hapishanelerinde geçirmiş olan esirler özgürlüklerine kavuşmanın mutluluk ve heyecanını yaşarken işgal hapishanelerindeki bütün tutsakların en yakın zamanda kurtarılmasını temenni ettiler.

En az anavatanları kadar değer verdikleri Suriye’de bulunmanın mutluluğunu da ayrıca yaşayan esirler Suriye’nin şimdi herkesin anavatanı olduğunu dile getirdiler.

Suriye ve Filistin’in tek bir vatan olduğunu ve Suriye’nin Arap vatanını kalbi olduğunu belirten kurtarılmış esirler Suriye topraklarına gelmekten duydukları gurur ve onuru vurguladılar.

Direnişin ileriye doğru sürdüğünü ifade eden kurtarılmış esirler bütün Filistinlilerin er ya da geç anavatanlarına dönecekleri umudunu aktardılar.

Direnişin zafere kadar süreceğini vurgulayan kurtarılmış esirler işgal temizleninceye kadar Filistin halkının direniş motivasyonunun yüksek kalacağını kaydettiler.

Kitleler Tek Yürek Olup Vatan Sevgisini Haykırdı- SANA Türkçe




HALEP – Halk temsilcilerinin çağrısıyla bugün Halep’in Sadullah el-Cabiri meydanında düzenlenen mitingde bir buçuk milyondan fazla vatandaş bağımsız ulusal karar alma hakkını desteklediklerini ve içişlere yönelik her türlü dış müdahaleyi reddettiklerini ifade ettiler.

Sadullah el-Cabiri meydanında bir buçuk milyonun oluşturduğu ulusal birlik ve beraberlik tablosu Suriye halkının Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad’ın ilan ettiği kapsamlı reform sürecini desteklediğinin net bir ifadesi oldu.

Miting katılımcılarının ellerinde dalgalanan vatan bayrakları ve ulusal birlik çağrısı taşıyan flamalarla birlikte meydanı inleten sloganlar, Suriyelilerin vatanlarının onur ve geleceğini her şeyin üstünde tuttuğunun somut bir haykırışını teşkil etti.

Suriye üzerinden İran'ı vuracaklar..(İbrahim Karagür- Yeni Şafak)

Tuesday, October 18, 2011

Homs: The Capital of Syrian Uprising- Syria Comment

This article is an attempt to provide a brief synopsis of the history and the socio-economic fabric of the city. This will help explain why Homs is the center of anti-government demonstrations and potentially the future site of intense sectarian violence...

Silah ve Mühimmat Dolu Bir Araba Yakalandı- SANA Türkçe


İLLER – Güvenlik birimleri bugün İdlib iline bağlı Harim bölgesi Ezmarin Beldesinde muhtelif türlerde silah ve mühimmat yüklü Pikap tipi ir araba yakaladı.

Suriye televizyonu; iki kişiyle birlikte yakalanan arabada 150 adet pompalı tüfek ve susturucularla birlikte 25 adet tabancanın yanı sıra 495 kutu tabanca mermisi ve muhtelif türlerde büyük miktarlarda mühimmat bulunduğunu söyledi.

Inside Homs, besieged centre of Syrian resistance- BBC News

‘Suriye’deki iç savaş Türkiye için felaket olur’- NTVMSNBC


Tamara Çelebi, Iraklı Lider Ahmet Çelebi'nin kızı

'SURİYE'DEKİ İÇ SAVAŞ FELAKET OLUR'
Arap kalkışmalarındaki zincirin son halkası Suriye. Orada mezhep farklılıklarından kaynaklanan bir iç savaş yaşanabileceği yönünde uyarılar var. Böyle bir gelişmenin bölgeye etkileri ne olur?


Tarık Yusuf: “Suriye'deki bir iç savaş tüm bölgeye yayılabilir ama bunun farkında olursak, bölgesel güçler önlemini alırsa Arap baharının Arap sonbaharına dönüşmesini engelleyebiliriz. Suriye'deki dönüşüm barışçıl bir yöne kanalize edilmeli.”

Tamara Çelebi: “Suriye'deki bir iç savaş sadece o ülke için değil ancak Lübnan, Irak ve Türkiye gibi ülkeler için de bir felaket olur. Ve ne yazık ki bu bölgede herşey mümkün. Suriye konusunu iki şekilde ele alıyorum. Biri temel insan hakları ve özgürlükleri. İnsanlar bunları istiyor ve daha iyi bir yaşam istiyor ama unutmamalı ki Suriye bir zamanlyar Araplar arasında popüler bir ülkeydi. Araplar için çok önemli olan İsrail-Filistin meselesindeki duruşları nedeniyle. Bu kimilerine göre popülist tutum nedeniyle hala bölgedeki birçok grubun olumlu yaklaşımı var Suriye'ye. Bunlar birlikte düşünülmeli.”

Ankara, Suriyeli muhalifleri 'resmen' kabul etti- BBC Turkish



Dış işleri bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Suriye'deki Esad muhaliflerinin oluşturduğu Suriye Ulusal Konseyi'yle görüştüğü bildirildi.

Terör Ele Başı Yakalandı... İşkenceyle Öldürüp Attılar- SANA Türkçe



HOMS – Güvenlik birimleri dün akşam saatlerinde Homs kentine bağlı Bab el-Siba ve el-Mreyce semtlerinde terör gruplarını kovalama ve tutuklama operasyonunda bulundu.

Homs ilinden yetkili bir kaynak; operasyonlarda terör grupları ele başlarından birinin yakalandığını, muhtelif türlerde silah ve mühimmat ele geçirildiğini açıkladı.

Kaynak arabalar içinde ele geçirilen silah ve mühimmat arasında RPG roketatarları, M-82 tüfek, el yapımı bombaların patlatılmasında kullanılan fünyeler, bir miktar fitil ve RPG roketlerinin atılmasında kullanılan maddeler bulunduğunu ifade ederek arabalara da el konulduğunu ekledi.

Patlatılmaya hazır el yapımı bombaların da ele geçirildiğini açıklayan kaynak; dürbünlü silahlar, pompalı tüfekler, kalaşnikof gibi silahlar için bol miktarlarda mühimmatın yakalandığını söyleyen kaynak; orduya çamur atmak ve yaptıkları eylemlerde askerleri itham etmek için silahlı teröristlerin giydikleri askeri üniformalar ele geçirildiğini belirtti...

Sivilleri ve Askerleri Öldüren Terör Grupları- SANA Türkçe


ŞAM – Ömer Hammudi Nisr ve Necip Zeki Hac Necip adlı iki terörist; İdlib ilinde yollarda barikatlar kuran, asker ve sivil vatandaşları şehit eden ve pusular kuran terör grupları teşkil ettiklerini itiraf ettiler.

Suriye Televizyonu’nun Pazar akşam yayınladığı itiraflarında terörist Nisr; bir grup silahlı teröristle birlikte Han Şeyhun kenti yakınlarında İdlib-Halep otoyolu üzerinde birçok araca saldırdıklarını söyledi. Nisr, para karşılığında yaptıkları bu eylemlerde 2 sivil vatandaşı öldürdüklerini de itiraf etti.

Diğer terörist Hac Necip ise; Cisreşşuğur kentindeki askeri güvenlik merkezine yapılan saldırı ve katliama iştirak ettiğini ve merkezdeki güvenlik mensuplarını öldürdüklerini itiraf etti...

Sunday, October 16, 2011

Orta-Doğu Denkleminde 'El' (Mehmet Yuva- Habercem)

Suriye-Türkiye (Mehmet B. Gültekin- Gaziantep Haber)

11 ve 12 Ekim tarihlerinde Milliyet’ten Sedat Ergin ve Taraf’dan Yasemin Çongar; AKP hükümetinin önümüzdeki günlerde izleyeceği muhtemel politikayı yazdılar. Yasemin Çongar’ın yazdıklarına “ABD’nin gerçekleşmesi için çaba gösterdiği muhtemel senaryo” demek daha doğru.

Sedat Ergin’in 11 Ekim tahrili makalesinin başlığı “Suriye muhalefetinden askeri yardım talebi”. AKP hükümeti, Suriye Ordusundan ve bu ülkedeki diğer güvenlik örgütlerinden kaçarak Türkiye’ye gelmiş kişiler için Hatay’da ayrı bir mülteci kampı tahsis etmiş.

“Türk makamlarının bu gruptakilere özel bir ihtimam gösterdiği anlaşılıyor” diye yazıyor Sedat Ergin.

ASKERİ MÜDAHALE

Tayyip Erdoğan Kuzey Afrika ziyareti sırasında, Suriye konusunda bütün köprüleri attı. Her türlü diplomatik teamül bir yana bırakıldı. Türkiye, komşusu Suriye’nin içişlerine, bırakalım burnunu; eliyle, koluyla, ayağıyla daldı.

Hatay’daki “mülteci albay”ın Hürriyet Daily News’a konuşturulması ve albayın ağzından askeri yardım talebinin dillendirilmesi AKP’nin son marifetidir.

Tayyip Erdoğan’ın annesinin vefatı dolayısı ile bir müddet ertelenmiş gibi olan “Suriye harekâtı” için önümüzdeki günlerde harekete geçilecektir...

"Suriye'den Türkiye'ye göç 'Altına Hücum'a benziyor"- Sol Haber

Ünlü yönetmen Semir Aslanyürek'le memleketi Antakya ve uzun yıllar geçirdiği Suriye'deki gelişmeler üzerine sohbet ettik. Aslanyürek, kısa süre önce Hatay'daki mülteci kamplarının olduğu bölgeye yaptığı ziyareti ve mültecilerle ilgili gözlemlerini soL okurlarıyla paylaştı.

Ünlü sinemacı Semir Aslanyürek kısa süre önce gittiği memleketi Antakya'da Suriyeli mültecilerle ilgili gözlemlerde bulunduğunu, kamplarda bulunmuş ya da kampları ziyaret etmiş çeşitli kişilerle sohbet ettiğini aktarınca, bu gözlem ve duyumları soL okurlarıyla paylaşmanın yararlı olacağını düşündük. Zira Aslanyürek, göç dalgası yaşandığından bu yana basında çok az yer bulan, neler olup bittiği konusunda çok az söz edilen kamplar hakkında çarpıcı ifadeler kullanıyordu.

Kamplara yetkililer ya da iktidara yakın kişiler dışında hiç kimsenin sokulmadığı biliniyor. Hatta eylül başında Suriye'yi ziyaret eden, milletvekillerinden oluşan CHP heyeti, Suriye dönüşü Hatay'daki kampları da ziyaret etmek istemiş, fakat buna izin verilmemişti. Ancak Antakya Harbiyeli olan, dolayısıyla bölgeyi çok iyi bilen ve anadili Arapça olan Aslanyürek, Hatay'a son gidişinde kampların bulunduğu Altınözü ve Yayladağı mıntıkalarında dolaştığını ve bölgede yaşayan çok sayıda kişiyle sohbet ettiğini belirtiyor. Aslanyürek, bu sayede "fısıltı gazetesi"nden de bir hayli malumat edindiğini aktarıyor. Elbette Aslanyürek sohbetimizde bölgeyi ve Suriye'yi iyi bilen bir kişi olarak kendi yorumlarını da ekliyor...

ABD, TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİNİN KOPMASINI NEDEN İSTİYOR- ODA TV

İki yüz yıldır Batı ile savaştığımızı bilmeyiz de, iki yüz yıldır Batılı olacağız diye uğraşırız. Osmanlı olacağız diyenler de, Batılı olacağız diyenler de, aslında emperyalizme teslim olacağız demenin bir başka türünü söylemektedirler.

Bu anlayış, Batılıların bizi iç cepheden kuşatmasını kolaylaştırmıştır.

İç cepheden kuşatmanın ekonomik ve siyasi yönden büyük ölçüde tamamlandığını, kuşatmayı yapanlarda, kuşatmaya maruz kalanlar da hep söyler yazarlar.

“Türkiye içerden kuşatıldı” cümlesi kolayca telaffuz edilerek, mücadele etmemenin gerekçesi olarak kullanılır olmuştur.

Anayasa Taslağı Hazırlayacak Komisyon Teşkil Edildi- SANA Türkçe


ŞAM – Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad dün, Suriye Arap Cumhuriyeti için yeni bir anayasa taslağı hazırlayacak ulusal bir komisyonun teşkil edilmesini öngören 33 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararını onayladı.

Yasaların temelleri doğrultusunda kararlaştırılacak anayasa taslağını hazırlamakla yükümlendirilen komisyon; maksimum 4 ay içinde kendisine verilen görevi bitirecek.

Komisyonun, görevini başarıyla tamamlaması amacıyla uygun gördüğü deneyimlerden faydalanma hakkı bulunmaktadır.

Mazhar el-Anbari başkanlığında kurulan komisyon; Abdülkerim Udey, Dr kemal Şeref, Muhrem Tayyara, Dr Adil Camus, Mümtaz Favahiri, Dr Aziz Şükrü, Dr Abbud el-Serrac, Dr Fuat Diyb, Dr Sam Delle, Dr Sait Nuhayli, Dr Mihail Nakkul, Dr Faruk el-Başa, Kadri Cemil, Nizar Skeyf, Ahmet İydo, Abdürrahman Zekkahi, Dr Casim Zekeriya, Dr Muhammed hayr Akkam, Dr Kinda Şammat, Dr Abdülhay Seyyid, Dr Cemile Şerbeci, Dr Amel yazıcı, Ahmet Salih İbrahim, Omran el-Zuğbi, Nebih Celahic, İsmet Anabri, Mahmut Yunus ve Ahmet el-Kezberi olmak üzere 28 üyeden oluşuyor.

Skef: Halkın İdeallerinde İleri Bir Adım

Komisyon üyelerinden Nizar Skef; SANA’ya yaptığı açıklamada; komisyonu teşkil etmenin, siyasi, ekonomik, sosyal ve tüm düzeylerde Suriye'nin modern tarihinde stratejik bir karar olduğunu belirtti. Skef; bunun, Cumhurbaşkanı el-Esad’ın kalkınma ve modernleşme vizyonunun hayata geçirilmesi niteliğinde sayıldığını ifade ederek, Suriye halkının idealleri doğrultusunda atılmış ileri bir adım olduğuna dikkat çekti. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı el-Esad’ın, anayasayı değiştirmek değil de tamamıyla tartışılmasından söz eden ilk kişi olduğuna işaret etti.

Anayasanın temel kanun ve yasamaların kıblesi olduğunu söyleyen Skef; devlet, yönetim ve halk olmak üzere üç stratejik kavramın anayasaya bağlı olduğunu kaydetti.

Skef; dolayısıyla kararın, bu genel ve kapsamlı kavramlar içinde Suriye'nin tarihinde nitelikli bir atağa yol açacağını ve Suriye halkının ideallerini gerçekleştireceğini belirtti.

Cemil: Yeni Bir Sürecin Başlangıcıdır

Komisyon üyelerinden Kadri Cemil ise benzer bir açıklamada; komisyonun anayasa için bir taslak hazırlayacağını söylerken, bunun oldukça önemli ve ciddi bir dava olduğunu ifade etti.

Anayasanın kolay kolay değiştirilmediğini dile getiren Cemil, bunun Suriye'nin bağımsızlığından beri üçüncü anayasa olacağını, dolayısıyla Suriye toplumunda meydana gelen değişimlerin dikkate alınması gereğine dikkat çekti.

Cemil halkın yüksek merci olduğuna ve tüm yönetimlerin temelini teşkil ettiğine işaret ederek, hazırlanması ve tartışılması ardından referandumla kararlaştırılacak yeni anayasanın üçüncü Cumhuriyetin doğumu olacağını belirtti.

Zuğbi: Ülke İçinde Kapsamlı Değişim İçin Gerekli Bir Adım

Komisyonun bir başka üyesi Omran el-Zuğbi; ülkede kampsalı ve siyasi bir değişim için kararın gerekli ek bir adım olduğunu belirtti, anayasanın beklenen ve umut edilen tüm değişimlerin temel taşıyıcısı olduğuna işaret etti. Dolayısıyla komisyonu teşkil etme ve anayasayı değiştirmenin daha önce atılan reform adımları ile entegreli olduğunu ekledi.

Komisyonun muhtelif uzmanlık alanlarında bir grup akademisyenlerden oluştuğuna dikkat çeken Zuğbi; Suriye'deki tüm sosyal ve siyasi güçleri de temsil ettiğini belirtti.

Zuğbi; komisyonun, ayrıca devletin kapsamlı reform sürecini sürdürmedeki ciddiyetine ilaveten bu reformları sürdürmede yüksek ulusal çıkarları dikkate almadaki özenini de yansıttığının altını çizdi.

Şammat: Suriye'deki En Önemli Siyasi Reformlardan Biri

Komisyon üyesi Dr Kinda Şammat; komisyonu teşkil etme kararının Suriye'de atılan en önemli siyasi reform adımlarından biri olduğunu söyleyerek, anayasanın yönetimin şeklini, hakları, özgürlükleri, vatandaşların hak ve sorumluluklarını, yönetimlerin bir birleriyle bağlantılarını ve çalışma mekanizmalarını kontrol eden ve düzenleyen temel dayanak olduğuna dikkat çekti. Aynı zamanda anayasanın ekonomi, sosyal ve kültürel ilkeleri de organize ettiğini ekledi.

Şammat; özellikle politik olarak güçlendirilmesi ve karar üretimi mekanizmasında ortak edilmesi açısından Baas Partisinin Suriye kadınına sağladığı deneyime vurgu yaparak, tüm bunların kadının anayasanın teşkil edilmesinde temel bir ortak olmasına katkı sağladığını ifade etti. Aynı zamanda mevcut anayasanın 45. Maddesinin, kadının tüm sosyal yaşam alanlarına katılımını garantilediğini ekledi. Suriye kadının sahip olduğu birikim ve deneyimi koruma ve bunlardan faydalanma önemine işaret eden Şammat; son sözün Suriye halkının olması itibarıyla hazırlanacak anayasa taslağının referanduma sunulacağına dikkat çekti.

Şammat, tüm bunların, Suriye yönetiminin ülke için daha iyi ve parlak bir gelecek sağlama yönündeki ciddiyet ve özeninin bir kanıtı olduğuna vurgu yaptı.

SYK İllerdeki Komite Başkanlarıyla Toplandı- SANA Türkçe



ŞAM – Seçim Yüksek Komisyonun (SYK) bugün illerdeki yan komite başkanlarıyla düzenlediği oturumda; 12 Aralık tarihinde yapılması kararlaştırılan Yerel Meclisler seçimlerinin güzel bir şekilde düzenlenmesi amacıyla gerekli icraatlara odaklanıldı.

Oturumda seçimlerin dürüstlüğü, güvenirliği ve 2011/101 sayılı seçim yasama kararı doğrultusunda seçmenin hak ve hukuklarını garantileyecek şekilde seçimlerin denetim, idare ve izleme konularında gerekli icraatlar ele alındı.

Seçimler kanunu maddelerinin gözden geçirildiği oturumda; il komite başkanlarının seçimlerin en iyi şekilde düzenlenmesi yönünde bulundukları öneri ve düşünceler tartışıldı.

Seçim yüksek Komisyonu; il komite başkanlarını seçim merkezleri ve dairelerini uygun bir şekilde denetleme, seçmenin haklarını garantileyecek icraatlar alma, seçim propagandasını organize etme, oyların sayımı ve sonuçların ilanını kontrol etme, kanuni vekiller e medyanın seçim merkezlerini izlemelerine olanak sağlamaya çağırdı.

İl komitelerinin çalışmalarında tam bir bağımsızlık özelliklerine sahip olduğunu belirten SYK; seçim kanunun bu komitelere çalışmalarında ve yargıda dokunulmazlık verdiğine dikkat çekti.

SANA’ya açıklama yapan SYK Başkanı Halef el-Azzavi; komisyonun yakın bir süre içinde yeniden toplanacağını ve yapılan tartışmalarla birlikte sunulan düşünceler ışığında seçim süreci uygulamalarına ilişkin kararlar alacağını açıkladı.

Seçmenin seçim merkezinde istediğini seçme hakkına sahip olduğunu ve oyunun kesinlikle olduğu yöne gideceğini belirten Azzai; seçmenleri performans sahibi ve güzel duyuma sahip adayları seçmeye çağırdı.

Azzavi; seçimlerin ilk defa tam bir şekilde sırf yargı komiteleri tarafından denetleneceğini ifade ederek, komitelerin belirlenen plan kapsamında seçimlerin dürüstlüğünü, güvenirliğini ve demokratlığını tamamıyla bağımsız olarak denetleyeceğinin altını çizdi.

Öldürme Tecavüz Gasp Yağmalama Saldırı...- SANA Türkçe



ŞAM – Hasan Eyyüp ve Abdülkadir Nebhan adlı iki terörist; Suriye Televizyonunun dün akşam yayınladığı itiraflarında Homs ilinde bulundukları eylemleri itiraf ettiler.

İki terörist; katıldıkları terör gruplarıyla birlikte Homs iline bağlı Resten ve Telbise bölgelerindeki yollarda silah tehdidiyle gasp ve çalma amacıyla silahlı barikatlar kurduklarını açıkladılar. Aynı zamanda söz konusu barikatlarda bir çok bayana cinsel tecavüzlerde bulunduklarını da ifade ettiler...